(556 S. KHK. m. 7)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.10.2004 tarih ve 2004/581 - 2004/259 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin INFINITI ibareli markasının tescili için davalı Patent Enstitüsüne yapılan başvurunun aynı ve aynı türdeki mallar için işlem gören CAR & INFINITY+ŞEKİL marka başvurusunun bulunması nedeniyle reddedildiğini, YİDK'na yapılan itirazın da aynı gerekçelerle kabul görmediğini, markaların görsel ve işitsel olarak birbirine benzemediğini, müvekkili markasının 12.sınıf 01 numaralı alt grubunda yer alırken, tescil edilen markanın 12.sınıf 23 nolu alt grubunda yer aldığını, dolayısıyla ürünlerin farklı olduğunu, bunun yanında müvekkili markasının tanınmış marka olduğunu ileri sürerek, YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davasında ise, müvekkili markası ile davalı markasının aynı ürünlere ilişkin olmadığını ve markalarının tanınmış olduğunu ileri sürerek, iptal istemini yinelemiştir.
Davalı Patent Enstitüsü vekili, dava konusu marka başvurusunun daha önce tescil için başvurusu yapılmış marka ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, yapılan işlemde usulsüzlük bulunmadığını, tanınmışlığın ispat edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ADR Otomotiv Ltd. Şti. vekili, davacı ile aynı alanda faaliyet gösterdiklerini, markaların ayırt edilmesinin güç olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davacının tescilini talep ettiği marka ile davalı şirketin tescilli markasının 556 sayılı KHK'nin 7/1-b maddesi anlamında birbirlerinden ayırt edilemeyecek kadar benzer oldukları, davacının iddialarının YİDK.nun karar tesis ettiği tarih itibariyle değerlendirilebileceği, davacının itirazını anılan KHK'nin 7/1-ı ve 7/2 maddelerine dayandırmadığı, dava sırasında ileri sürdüğü tanınmışlık ve kullanımla ayırt edicilik iddialarının dikkate alınmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, bozma ilamına uyulmuş olmakla birlikte gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Dairemiz bozma ilamında esasen TPE Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun inceleme usulü ile bu kurulun kararlarının iptalinin istemi halinde mahkemelerce hangi koşullarda değerlendirme yapılacağından bahsedilerek bu hususlar dikkate alınarak uyuşmazlığın çözümlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Taraflar yararına usulü hak kazanma sonucu doğuracak şekilde bir tespit yapılmamıştır. Davacı tarafın 24.04.1998 tarihli başvurusundan önce birleşen davanın davalısı şirketin 28.01.1998 tarihinde markasını tescil ettirdiği, diğer davalı kurumun bu markanın varlığı nedeniyle 556 sayılı KHK'nin 7/b maddesi uyarınca davacının tescil başvurusunu ret ettiği hususu çekişmesizdir. Davacı vekili, davalı kuruma yaptığı itirazında markaların benzer olmadığını ve kullanılacak emtiaların farklı bulunduğunu açıklamıştır. Davacı taraf, markasını otomobiller, kamyonlar gibi araçlar ile bu araçların parçaları ve donanımları üzerinde kullanılmak üzere tescilini talep etmiştir. Davalı şirket markası ise, taşıtlar için koltuk kılıfları ve döşemelerde kullanılmak üzere tescil edilmiştir. Bu durum karşısında, markalar arasında benzerlik olsa da kullanılacağı emtiaların farklı oldukları, orta düzeyde bir alıcının araç alırken oto kılıf markasıyla araç markasını karıştırmayacağı dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy