(6762 S. K. m. 1281, 1290, 1292)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 2. Ticaret Mahkemesince verilen 17.03.2004 gün ve 2002/840 - 2004/146 sayılı kararı bozan Daire'nin 19.04.2005 gün ve 2004/6950-2005/3929 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin aracının davalıya kasko sigortalı olduğunu, meydana gelen kaza sonrası davalı sigortalının hasar bedelini ödemediğini iddia ederek, 9 milyar TL.'nin tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, araç sürücüsünün olay yerinden kaçtığı için alkollü olmadığının davacı tarafından ispatı gerektiği, beş günlük sürede de ihbarda bulunulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle olduğunun ispatının davalı sigortaya ait olduğu, bunu ispat edemediği, süresinde ihbar edilmeme halinde tazminat hakkının ortadan kalkmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce, hüküm, sigorta sözleşmelerinin ihbar yükümlülükleri bakımından iyi niyet esasına dayalı sözleşmelerden olduğu, TTK'nın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışı kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerektiği, bu kuralın ihbar yükümlülüğünün iyi niyet kurallarına uygun olarak gerçekleştirildiği hallerde geçerli olduğu, aynı Yasanın 1290 ve 1292/son fıkrası hükümleri uyarınca, bu yükümlülüğün anılan ilke dışına çıkılarak kullanılması halinde ispat külfetinin sigorta ettirende olduğunun kabulünün yasa gereği olduğu somut olayda, davacının olayın ertesi günü alkol raporu aldığı, olay 04.07.2002 tarihinde olduğu halde davanın açıldığı tarihe kadar sigortacıya başvurulmadığı gibi, öncesinde de kaza ihbarı yapılmadığı, sürücünün kaza yerini terk etmesi, alkol raporunu ertesi günü alması ve kaza ihbarının yapılmamasını geçerli bir neden ileri sürerek ispat etmediğinden ihbar yükümlülüğünün kasten yerine getirilmediğinin kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle, davalı sigortacı lehine bozulmuş, davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK'nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK'nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 22,90 YTL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. madde hükmü uyarınca, takdiren 125,00 YTL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 07.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy