(556 S. KHK. m. 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.06.2005 tarih ve 2004/840-2005/381 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. D. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin RİMO markasının sahibi ve lisans sözleşmesiyle kullanım hakkını devralan şirketler olduğunu, davalı şirketin de müvekkillerinin markasının tescilli bulunduğu 5. sınıfta NİMO markasının tescili için başvuru yaptığını, bu konudaki itirazlarının davalı TPE tarafından kesin olarak reddedildiğini, oysa her iki markanın ayırt edilemeyecek kadar aynı olduğunu ileri sürerek, davalı TPE. YİDK.nun 05.05.2004 tarih ve M-782 sayılı kararının iptalini, davalı şirketin tescil başvurusu tamamlanmış ise tescilin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı sundukları cevap dilekçelerinde, tarafların markalarının aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, tarafların markalarının sadece ilk harflerinin değişik olduğu ancak fonetik ve biçimsel yönden benzer kabul edilmelerinin gerektiği, davacı markasının sadece doktor reçetesine bağlı olarak kullanılabilecek ve eczanelerde satılabilecek ürünleri kapsadığının kabulünün, menfaatler dengesine daha uygun düşeceği, bu anlamda davalı başvurusundaki emtialardan sadece bir kısmının davacı markasının kapsamında bulunduğu, bu ürünlerin ortalama alıcı kitlesinin ise doktorlar ve eczacılar olduğu ve değerlendirmenin bu gruptaki alıcılar yönünden yapılması gerektiği, sunulan ürünlerin kullanımının gerektiği önem ve bunu etkileyecek olan kişilerin eğitim ve kültür düzeyleri ile ihtisasları nazara alındığında bir karıştırma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, 556 Sayılı KHK. hükümleri uyarınca, davalı TPE. YİDK. kararının iptali ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Mahkemece, tarafların markalarının birbirleri ile karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla görüşlerine başvurulan ve içinde bir ilaç uzmanının da yer aldığı bilirkişi kurulu raporunda, gerekçeleri de ayrıntılı bir şekilde açıklanmak suretiyle, tarafların markalarının aynı tür ürünleri kapsadığı, esas unsurlarının RİMO ve NİMO ibareleri olduğu, markaların kullanımında şeklin bir katkısı olmayacağından değerlendirmenin sadece okunan kısım üzerinde yapılması gerektiği, bu açıdan yapılan değerlendirmede ise, davalı markasının tescili halinde, reçeteyle satılması zorunlu bulunan emtialar yönünden ve doktor ve eczacı olan kullanıcı kitlesi için dahi karıştırma ihtimalinin bulunduğu sonucuna varılması gerektiği belirtilmiştir. Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy