(2918 S. K. m. 110) (Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları C.7)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Sarıyer Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12.04.2005 tarih ve 2004/329-2005/183 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıya ait aracın, müvekkili şirket nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olduğunu, aracı dava dışı alkollü ve yeterli ehliyete sahip olmayan sürücünün kullandığı sırada meydana gelen kazada, zarar gören üçüncü kişiye müvekkilinin limiti olan 2.750.000.000.TL. hasar bedeli ödemesi yaptığını ileri sürerek, bu meblağın temerrüt faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetki itirazında bulunmuş, borçlu olmadıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkin olup, zarar sorumlularına karşı ödemede bulunan sigortacının, kendi akidi olan sigorta ettirene veya halefiyet ilkesi uyarınca üçüncü kişilere karşı açacakları rücu davalarında yetkili mahkemenin hangi yer mahkemesi olacağı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında düzenlenmiş değildir. Anılan madde ile genel şartların 16. maddesinde, zarar gören üçüncü kişilerin ve bunların haleflerinin zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açacakları tazminat davaları bakımından bir yetki kuralı getirilmiştir.
Somut olayda, davacı sigorta kendi sigortalısına karşı rücu davası açmıştır. Buna göre, anılan hükümlerin bu davada uygulanması mümkün olmadığından, davada yetkili mahkeme anılan hükümlere göre değil, HUMK.nun genel yetki kuralları çerçevesinde ve özellikle anılan Yasa'nın 9. ve 21. maddelerine göre belirlenecektir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.05.2004 gün ve 2005/11-543 esas, 2005/590 karar sayılı kararı da bu yöndedir.
O halde, davalı vekilince, süresinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunulmasına ve mahkemenin yetkisiz olmasına göre, mahkemece davanın yetki yönünden reddi ile istem halinde dosyanın seçme hakkı kendisine geçen davalının HUMK.nun 9. maddesine göre belirlediği mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle, yetki itirazının reddiyle esasa ilişkin hüküm kurulması doğru olmamış ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy