(818 S. K. m. 58)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 03.06.2005 tarih ve 2003/794 - 2005/175 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D.D.B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, müvekkiline Ticari Tüm İşyeri Sigorta Poliçesi ile sigortalı işyerinde bulunan eşyaların, binanın pis su PVC borularının dairelerden atılan yabancı maddeler sebebiyle tıkanması sonucu sigortalı işyerinin bodrum kat tavan ve duvarlarından geçen bölümlerinin patlaması nedeniyle su içerisinde kalması sonucu hasarlandığını, ileri sürerek, sigortalılarına ödedikleri 48.192.300.000.TL.'sının 10.04.2003 ödeme tarihinden itibaren faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı N.E. vekili, müvekkilinin, davacının sigortalısının kiralayanı olduğunu, malikin ise, müvekkilinin oğlu olduğunu, bu nedenle müvekkiline husumet düşmeyeceği gibi boruların tıkanmasında da müvekkilinin kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Diğer davalılar vekili, müvekkillerinin sigortalı işyerinde bulunan binadaki diğer dairelerin maliki olduğunu, olayla ilgili savcılık soruşturmasının devam ettiğini, müvekkillerinin kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, sigortalının kiracı olup, sigortalı işyerinin kullanılmasında ve korunmasında kiralayana ve malike karşı sorumlu bulunduğu, bodrum kattaki açıktan geçen PVC boruların, tıkanma nedeniyle patladığı dolayısıyla kat maliklerinin sorumlu olduğunun ispatlanamadığı, boruların birkaç yerden birden patlamasının hayatın olağan akışına aykırı olup, dıştan bir etki ile patlamanın meydana gelebileceği, bodrum katının da sigortalının koruması altında olması nedeniyle davalıların zarardan sorumlu olmayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dilekçesinde davalı olarak N.E. gösterildiği halde, 16.12.2004 dilekçesi ile bu şahıs yerine Ş.E.'a davayı teşmil etmiştir. Usul yasamızda davanın nasıl açılacağı gösterilmiştir. Sorumlu olanlardan biri hakkında dava açıldıktan sonra diğer bir sorumlu dahili dava edilerek hakkında hüküm tesis edilmesi mümkün olmadığı gibi ıslah suretiyle de olsa, davada hasım değiştirilmesi caiz değildir. Bu itibarla, davalı Ş.E. hakkında davanın reddine karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
2- Dava, işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir. Davacı sigorta şirketi, sigortalı işyerinde meydana gelen hasarın rücuan tazminini istemiş, malik olan davalılar, sigortalının kiracı olarak bulunduğu işyerinde patlayan pis su borusundan (logar) kaynaklanan hasardan sorumlu olmadıklarını savunmuş, mahkemece, davacının sigortalısının bodrum kattaki açıktan geçen PVC boruların, tıkanma nedeniyle patladığı, kat maliklerinin sorumlu olduğunun ispatlanamadığı, boruların birkaç yerden birden patlamasının hayatın olağan akışına aykırı olup, dıştan bir etki ile patlamanın meydana gelebileceği, bodrum katının da sigortalının koruması altında olması nedeniyle davalıların zarardan sorumlu olmayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yerleşmiş Yargıtay uygulamasına göre, BK.'nun 58. maddesi uyarınca bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin maliki, o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazasındaki kusurdan dolayı sorumludur. Bu maddedeki sorumluluk objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan ağırlaştırılmış bir kusursuz sorumluluk halidir. Bina içindeki pis su boru tesisatı maddede açıklanan imal olunan şey kavramına dahildir.
Dosyada bulunan ve olay yeri görülerek polis tarafından düzenlenen 18.02.2003 günlü Olay Yeri İnceleme ve Tesbit Tutanağı ile Ekspertiz raporunda sigortalı eşyaların bodrum kattaki logar borusunun patlaması sonucu insan dışkısı, çocuk bezleri ve hayvan bağırsağı ile kaplandığı belirtilmiş olup, bu gözlemler davacının sigortalısının aynı gün müşteki olarak verdiği ifadeyi doğrulamaktadır. Davalılar tarafından Cumhuriyet Savcılığına yapılan şikayet sonucu Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı'nın 2003/66979-2004/10131 sayılı kararı ile sigortalının dolandırıcılık suçunu işlediğine dair delilin olmadığı mevcut şikayetin hukuki ihtilaf oluşturduğu gerekçesiyle takipsizlik kararı verilmiştir. Sonuç olarak, dosyada sigortalının zarara neden olan pis su (logar) borularını kasten kırdığına dair delil bulunmamakta olup, mahkemece olaydan çok sonra verilen tahmine dayalı bilirkişi rapor una dayanarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durumda mahkemece uzman bilirkişi kurulu oluşturularak, Yargıtay denetimine elverişli rapor temin edilerek zarar miktarının tespit ve değerlendirilmesi ile davalıların sorumlu olacağı miktara karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak BK.'nun sorumluluk esaslarına ters düşer şekilde hiçbir kimsenin sorumlu olmadığından bahisle eksik inceleme sonucu davanın reddi, doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Ş. E. hakkında verilen kararının onanmasına, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı sigorta yararına bozulmasına, aşağıda yazılı bakiye 1.00 YTL. temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 13.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy