(818 S. K. m. 46, 47, 49) (4721 S. K. m. 24) (6762 S. K. m. 4, 5)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.04.2005 tarih ve 2003/1483 -2005/191 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan T.C. Ziraat Bankası A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin davalılardan banka nezdinde açtırdığı hesaptan, diğer davalı D. D.'nun bir takım usulsüz işlemler yaptığını ileri sürerek, 14.000.000.000.-TL maddi ve 1.000.000.000.-TL manevi zararın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya yanıt vermiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi kurulu raporuna göre, davanın maddi tazminat bakımından kısmen, manevi tazminat bakımından tamamen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan T.C.Ziraat Bankası A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılardan banka vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-) Davacıların diğer istemi, manevi tazminatın tahsiline yönelik olup, manevi zararın nasıl oluştuğu dava dilekçesinde açıklanmamıştır. Mahkemece, banka çalışanı olan davalının, davacılar aleyhine suç oluşturan, dolandırıcılık ve sahte evrak tanzim etmek suretiyle haksız eylem işlediği ve bu şekilde kişilik haklarına saldırıda bulunduğu gerekçesiyle, bu istemin kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, BK'nun 49 uncu maddesi gereğince kişisel çıkarları (hakları) halele uğrayan kimse manevi tazminat isteyebilir. Manevi tazminat, mal varlığı dışındaki, hukuksal değerlere yapılan saldırılar ile meydana getirilen eksilmenin giderilmesi olup, haksız saldırı, kişinin psikolojik varlığı üzerinde etki doğurur. Uğradığı tecavüz nedeniyle, fizik ya da manevi acılar doğan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevincini kaybeden kişi manevi tazminat isteyebilir. (Bkz. Mustafa Reşit Karahasan, Tazminat Hukuku, 1996, İst.Sh.835) Hayat, beden ve ruh tamlığı, vicdan, din, düşünce ve ekonomik çalışma özgürlüğü, onur, haysiyet, itibar, ün, ad, sır ve resimler kişisel varlıklardır. Yalın bir ifade ile, şeref ve haysiyet, dahil olduğu toplumun gerekli saydığı ahlaki niteliklere sahip olduğu yada böyle kabul edildiği için, kişiye verilen değeri ifade eder. Herkesin, içinde yaşadığı toplumda ve ilişkiler kurduğu çevrelerde kişisel bir onuru ve saygınlığı mevcuttur. Kişiyi yanlış tanıtmak, küçük düşürmek kişilik haklarının ihlali sayılır. Manevi tazminat hukuki kurum olarak, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Manevi tazminat, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. BK'nun 47 nci maddesi uyarınca, hakim, hususi halleri nazara alarak cismani zarara duçar olan kimseye manevi zarar namıyla adalete uygun tazminat verilmesine karar verebilir. Madde hükmünün bu açıklığı nedeniyle, manevi tazminat talep etme hakkı, ilke olarak doğrudan doğruya cismani zarara duçar olan kişiye tanınmaktadır. BK'nun 46 ncı ve 47 nci maddelerindeki cismani zarar kavramına ruhi bütünlüğün ihlali, sinir bozukluğu veya hastalığı gibi hallerin girdiği, bu maddelerde sadece maddi sağlık bütünlüğünün değil, ruhi ve asabi bütünlüğün de korunduğu doktrinde ve Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir.
Somut olayda, TMK. 24 üncü maddesi anlamında davacının doğrudan kişilik haklarına tecavüz söz konusu olmadığı gibi, BK'nun 49 uncu maddesinde belirtilen manevi tazminat isteme koşulları da oluşmamış olup, mahkemece, manevi tazminata ilişkin kanıtlanamayan talebin reddine karar vermek gerekirken, yazılı gerekçelerle manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır.
3-) Öte yandan, dava, bankacılık işleminden kaynaklanmış olup TTK'nun 4 üncü maddesi uyarınca davanın ticari niteliğinin bulunduğu ve davalı vekilinin süresinde TTK'nun 5 nci maddesi uyarınca işbölümü itirazında bulunduğu gözetilerek, mahkemece, işbölümü itirazının kabulü ile dosyanın ticaret mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, iş bölümü itirazının reddi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılardan banka vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, bu davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy