(4721 S. K. m. 6)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 23.06.2004 tarih ve 2002/494 - 2004/630 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 28.02.2006 gününde davacı avukatı Mehmet Fahrettin Hekimoğlu gelip, davalılar avukatları tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin Almanya'da tur operatörlüğü yaptığını, yapılan işin gereği anlaşma yaptığı hava yolları şirketlerine teminat mektubu vermesinin gerektiği, bu amaçla davalıya da Yapı Kredi Bankası'nın Beylikdüzü Şubesi'nden alınan (100.000) DM.lık teminat mektubunun verildiğini, ortada henüz operatörlük anlaşması bulunmamasına rağmen, teminat mektubunun paraya çevrilerek, tahsil edildiğini belirterek, haksız tahsil edilen (100.000) DM.'ın faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. vekili, müvekkili bankanın tazmin talebi üzerine, teminat mektubunu tazmin yükümlülüğünün bulunması nedeniyle ödeme yaptığını, bu nedenle kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, bankanın riskin doğup, doğmadığını araştırma zorunluluğunun olmadığı gibi, lehdarın riskin ortadan kalktığı, tazmin talebinin haksız olduğu gibi iddialarını inceleme zorunluluğunun da bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, davacının bankadan aldığı teminat mektubunu diğer davalı şirkete vermesi sonucunda sözleşme yapıldığı, bu şirketin de teminat mektubunun süresi dolmadan tazmin talebinde bulunduğu, davacı operatörlük sözleşmesinin konulmadığını iddia ediyor ise de, dosyadaki belgelerin bunun aksini gösterdiği, davalı bankanın teminat mektubu bedelini ödemesinde kusuru olmadığı gibi, diğer davalının tazmin etmesinde de bir yanlışlıkta bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece verilen, 06.07.2001 tarihli ilk kararda, davalılardan Yapı Kredi Bankası A.Ş. hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş olup, davacı vekilinin işbu karara yönelik temyiz istemlerinin tamamı diğer davalı Air Alfa Hava Yolları ve Tic. A.Ş'ne ilişkin bulunmaktadır. Davalı banka yönünden verilen 06.07.2001 tarihli karar kesinleştiğinden, bu karar yok sayılarak, 23.06.2004 tarihli yeni kararda sanki davalı banka hakkında verilen karar kesinleşmemişçesine bu defa bankayla ilgili davanın esastan reddine karar verilmiş olması hatalı olmuştur.
2- Davacı, davasında davalı Air Alfa ile aralarında imzalanacak Tur Operatörlük sözleşmesinin teminatını oluşturmak üzere davaya konu teminat mektubunun Air Alfa A.Ş.'ne verildiğini, ancak akdin kurulmadığını ve Air Alfa'nın kurulmayan sözleşmenin teminatını oluşturan teminat mektubunu sebepsiz yere paraya çevirdiğini ileri sürerek, teminat mektubu bedelinin tazminini talep etmiştir.
Kural olarak, iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur (MK.6). Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunundaki gibi, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir şeklinde anlaşılmalıdır. Davacı, taraflar arasında imzalanması düşünülen akdin kurulmadığını, bu sözleşmenin kurulacağı inancıyla davaya konu teminat mektubunun davalı Air Alfa A.Ş.'ne verildiğini savunduğuna göre, davacının menfi bir durumun mevcudiyetini kanıtlamasının imkansızlığı karşısında, akdin kurulduğu yönündeki iddianın ispat yükünün davalıda olacağının kabulü gerekmektedir. Bu durumda mahkemece, davalılardan Air Alfa A.Ş'ne taraflar arasında sözleşmenin kurulduğuna dair kanıtlarını ibraz için mehil verilerek, hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükümlülüğü ters çevrilerek, dosyada sözleşmenin varlığına dair bir delil bulunmamasına rağmen sanki sözleşmenin varlığı sabitmişçesine yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 450.00 YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy