(Eşyaların Karayolundan Uluslar Arası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi (CMR) m. 17, 23, 29)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 10. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 31.03.2005 tarih ve 2003/1357-2005/187 sayılı kararın Yargıtay incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.02.2007 gününde davacı avukatı Nil Tezcan gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, Romanya'da bulunan Sorste SA. Firması tarafından davalı taşıyıcıya ait araca yüklenen ve mülkiyeti müvekkiline ait 25 koli kumaş emtiasının dorseden çalındığını, malın toplam bedeli 7.375,50 İngiliz Sterlini olup, bunun 4.443.-USD (2.615 İngiliz Sterlini)nin taşıyıcı şirketin sigortasından tahsil edildiğini ileri sürerek, bakiye 4.760,50 İngiliz Sterlini zararın 08.11.2003 tarihinden itibaren faiziyle birlikte ağır kusurlu olan davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının uğradığı zararın yasalar ve uluslararası sözleşmeler çerçevesinde müvekkili şirketin sigortacısı tarafından tazmin edildiğini, müvekkilinin bir sorumluluğunun kalmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, CMR Konvansiyonu'nun 17/1. maddesi gereğince mal ziyaından davalı taşıyıcının sorumlu olduğu, davalıya malın kıymeti hakkında bir beyanda bulunulmadığı, dolayısıyla CMR Konvansiyonu'nun 23/3. maddesi gereğince taşıyıcının sorumluluğunun kayıp malın kg.'ı başına 8.33 SDR ile sınırlı olduğu, buna göre davacı zararının davalının sigortacısı tarafından karşılandığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, karayolu ile eşya taşımasından kaynaklanan bakiye zararın tümünün tazmini istemine ilişkindir.
Davacı vekili, mülkiyeti müvekkiline ait 25 koli kumaş emtiasının davalı tarafından taşınırken dorseden çalındığının beyan edildiğini, davalı taşıyıcının olayda ağır kusurlu olduğunu ileri sürerek, davalı tarafın sigorta şirketinden tahsil edilen bedelin üzerinde kalan bakiye zararın tazminini istemiştir.
Taşımanın tarihi ve güzergahı itibariyle uyuşmazlığa CMR Konvansiyon hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Taşıyıcının azami sorumluluğu CMR Konvansiyonu'nun 23. maddesinde düzenlenmiş olup, sorumluluğun sınırlandırılması imkanının kaybı, Konvansiyon'un 29. maddesinde hüküm altına alınmıştır. Bu maddeye göre, Hasar, taşımacının kendi kötü hareketinden veya davaya bakan mahkemenin kararı ile isteyerek kötü harekete eşdeğer sayılan kusurundan ileri gelmiş ise taşımacı, sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan yahutta kanıt yükünü karşı tarafa yükleyen bu maddenin hükümlerinden yararlanamaz. Bilerek kötü hareket veya kusur taşımacının vekil veya çalışanları tarafından görevleri sırasında işlenmiş ise, aynı hüküm uygulanır. Davalı taşıyıcının istihdam ettiği sürücü Mustafa Kumru olay sonrası verdiği ifadesinde
aracı ışığın altına çektiğini ve aracın içinde uyuduğunu, saat 05.30 sıralarında bir kişinin uyandırdığını ve hırsızların arabanın arkasından malı çaldığını söylediklerini ifade etmiştir. Hükme esas alınan 27.10.2004 tarihli bilirkişi raporunda uykulu olan sürücünün bekçisiz bir parkta aracını durdurarak muhtemelen yorgunluğu nedeniyle derin uykuya dalması kusurlu hareket olarak nitelendirilmiş, hareketin ağır kusur olarak nitelendirilmesinin mümkün olup olmayacağı konusunda bir değerlendirme yapılmamıştır. Davacı vekili 20.12.2004 tarihli dilekçe ile, sürücünün bu hareketinin ağır kusur olduğunu ve davalı sürücünün sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanamayacağını, davalı tarafın sigortasından ödenen kısmı aşan zarardan davalı tarafın sorumlu olduğunu belirterek, bilirkişi raporuna itiraz etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporuna karşı davacı vekilinin 20.12.2004 tarihli dilekçesinde belirttiği itirazlar değerlendirilerek, sürücünün eyleminin ağır kusur sayılıp sayılmayacağının ve davacının varsa artan zararından sorumlu olup olmayacağının tartışılması gerekirken, bu yöndeki itirazların incelenmemesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 500.00.-YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy