(2918 S. K. m. 30, 52, 84, 95) (Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.4)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Düzce Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 06.05.2005 tarih ve 2003/611 - 2005/410 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların işleteni, maliki ve sürücüsü olduğu aracın müvekkili şirkete trafik poliçesi ile sigortalı olduğunu, meydana gelen trafik kazası sonucunda müvekkilince kazada ölen ve malul kalan üçüncü kişilere toplam 27.180.580.000.-TL tazminat ödendiğini, kazada sigortalı araç sürücüsü İsmail Köle'nin ağır kusurlu olduğunu ileri sürerek zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları 4/a ve 2918 sayılı Yasa'nın 95 nci maddesi uyarınca müvekkilince ödenen tazminat alacağının davalılardan faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın yetkisiz mahkemede açılmış olduğunu yetkili mahkemenin haksız fiilin meydana geldiği yer olan Düzce Mahkemeleri olduğunu, tam kusurun rücu sebebi olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, mahkemenin yetkisizliğine, talep halinde yetkili Düzce Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine dair kararı, davacı vekili ve davalılar vekili temyiz etmiş, Dairemizin 27.03.2003 gün ve 2002/10445-2003/2909 sayılı kararı ile mahkeme kararı onanmıştır. Yetkili mahkemece yapılan yargılama sonucunda, kazada davalıların ağır kusurunun bulunmadığı, rücu şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ilişkisinden kaynaklanan rücu davasıdır. Bu tür davalarda sigortacı, 2918 sayılı KTK.nun 95/2 nci maddesi uyarınca tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir. Bu rücu hakkı, kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve yasa gereği sigorta ettirenine karşı defi hakkı bulunan sigortacı, bu hakka dayanarak kendi sigortalısına dönebilmektedir. Somut olayda, davacı şirkete aracını sigorta ettiren taraf, davalılardan Erdoğan Küçükçapraz olup, davalı İsmail Köse aracın sürücüsü, davalı Tosya Seyahat Turizm Ltd. Şti. aracın işletenidir. Davacı ile davalılardan İsmail Köse ve Tosya Seyahat Turizm Ltd. Şti. arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığından, mahkemece, bu gerekçelerle davalılar İsmail Köse ve Tosya Seyahat Turizm Ltd. Şti. bakımından davanın reddine karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığından, bu davalılar yönünden davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacının davalı sigortalı Erdoğan Küçükçapraz yönünden temyiz itirazlarına gelince; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın 4/a maddesine göre Tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasdi bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise sigorta ettirene rücu mümkündür. Görüldüğü üzere maddede tam kusurdan değil, kasıt veya ağır kusurdan söz edilmektedir. Bilindiği üzere ağır kusur kavramı bir özel hukuk kavramı olup, kasıt olmamakla beraber kasta yakın bir kusurun mevcudiyetini ifade eder.
Uyuşmazlık, davalı araç sürücüsünün rizikonun gerçekleşmesinde ağır kusurlu olup olmadığı, dolayısıyla bu şekilde gerçekleşen rizikonun sigorta teminatı dışında kalıp kalmadığı, noktasında toplanmaktadır.
Karayolları Trafik Kanunu'nun KTK.30/1-a maddesiyle, araçların teknik şartlara uygun kullanılması aynı Kanun'un 52/1-b maddesi ile hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlanması mükellefiyetini getirmiştir. Bu işaretlere uymama halinde, sürücüler para cezasıyla cezalandırıldıkları gibi, bir kazaya sebep oldukları takdirde aynı yasanın 84 maddesi gereğince olayda kusurlu sayılırlar.
Genel Şartların 4/a maddesindeki düzenlemede, sadece kişilerin kasti hareketleri veya ağır kusurları sonucunda meydana gelmiş olma olgusuna yer verilmiştir. Buradan çıkan sonuç, nitelikleri gereği rücu davalarında, her somut olayın kendi özelliği çerçevesinde değerlendirilmesinin gerektiğidir.
Somut olayda; dosyaya ibraz edilen trafik kazası tespit tutanağında olayın gerçekleşme biçimine ilişkin olarak yapılan açıklamalara göre, davalı araç sürücüsünün fren tertibatında olan bozukluğu gidermeden yola devam ettiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davalı sürücünün, sigortalı aracın frenlerinin arızalı olduğunun davalı tarafından itiraza uğramayan fren ustası tarafından belirtildiği hatta, bu şekilde yola devam edemeyeceğinin kendisine bildirildiği halde Bolu Dağı gibi keskin virajlı ve 15.01.2000 kaza tarihi itibariyle yol şartlarına rağmen yola devam etmesi ve kaza tutanağındaki şekle göre, aracın sağ korkuluklara çarpıp önce 72 direğe hasar verip, 135. m. sonra bu defa 12 korkuluğa hasar verdiği ve yolda bu mesafe boyunca herhangi bir fren izinin bulunmadığı anlaşılmakla, sürücünün eyleminin ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir.
Her ne kadar davalı vekili, Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2000/43-297 sayılı ceza dosyasında sürücünün aracın direksiyon hakimiyetini kaybedip yol dışı kalarak devrilmesiyle dikkatsizliği sonucu kazanın meydana geldiğinin kabul edilip cezalandırıldığını savunmuş ise de, direksiyon hakimiyetinin kaybedilme nedeninin fren tesisatındaki bozukluktan kaynaklandığı dosya kapsamından anlaşılmakta olup, açıklanan durum karşısında, olayda (ağır kusur) şartının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalılar İsmail Köse ve Tosya Seyahat Turizm Ltd. Şti. yönünden temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı Erdoğan Küçükçapraz yönünden temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu davalı yönünden BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy