(6762 S. K. m. 1292)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 7. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 19.07.2005 tarih ve 2003/621 - 2005/524 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.02.2007 gününde davacı avukatı Muhlise Ç. ile davalı avukatı Gürhan A. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali O.n tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı yanca kasko sigorta poliçesi ile sigorta örtüsü altına alındığını, aracın 18.08.2002 tarihinde tek yanlı kaza yaparak hasarlandığını, ancak kazadan sonra zararın tazmini için davalı yanca müracaatta bulunulmasına rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, keşide edilen 07.02.2003 tarihli ihtar ile de sonuç almaması üzerine, zararın mahkemece tespit ettirildiğini ileri sürerek 66.785.000.000 TL'nin ihtar tarihinden itibaren işleyecek reeskont oranı üzerinden faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, hasar ihbarının süresinde yapılmayıp kazadan 7 ay sonra yaptırılan tespite dayanılarak talepte bulunulduğunu poliçe genel koşullarının B.1. 5, 6 ve 7. maddelerindeki yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, bu nedenle hasarın poliçe teminatı kapsamında kaldığını ispat yükünün sigorta ettirene geçtiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, sigortalının rizikoyu süresinde ihbar etmediği, olay sırasında sürücünün alkollü olduğuna ilişkin şüpheler bulunduğu zira, kolluk tutanağında sürücünün alkol kontrolünde zorluk çıkardığını belirtildiği, hastane doktorunun aşırı alkollü olarak not düştüğü bunun üzerine Kadir D. isimli şahsın kendisini şoför olarak tanıttığı, ayrıca rizikodan sonra gerekli koruma tedbirlerinin alınıp sigorta sicilince hasar tespiti yaptırılmadığı sözleşmeye aykırı davranan davacının mevcut delillere göre davalıdan sigorta bedelini istemesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, kasko sigorta poliçesi ile sigorta örtüsü altına alınan aracın kaza yapması sonucunda oluşan hasar bedelinin sigortacıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının rizikoyu süresinde ihbar etmediği ve sözleşmeye aykırı davrandığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
TTK. nun 1292. maddesine göre sigortalının rizikoyu 5 gün içinde sigortacıya ihbar etmesi gerekmektedir. Rizikonun bu süre içinde ihbar edilmemesi durumunda ne gibi bir yaptırımın söz konusu olduğu hakkında açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, anılan maddenin son fıkrasında ihbarın kasten yapılmaması hali sigorta haklarının zayiine, kusura bağlı olarak yerine getirilmemesi ise kusurun ağırlığına göre sigorta tazminatında indirim yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Somut olayda sigortalı, kaza tarihinden itibaren 7 ay boyunca araç hasarını sigortalıya ihbar etmediği gibi, kazanın hemen akabinde sürücüsünün kim olduğu, alkol alıp almadığı konusunda kolluk ve hastane görevlilerine yardımcı olmamış, tutulan tutanakların aksini kanıtlayıcı belge sunamadığı gibi yargılama sırasında sunulan protokol içeriğine de suskun kalmıştır. Anılan protokolde sigortalı ve temlik eden açıkça aracı kullananın olay sonrasında 105 promil alkollü olduğu belirlenen Şükrü D. olduğu belirtilmiştir.
Kaza, noter tespit tutanağı ile de aracın tüm aksamlarının sökülüp sadece kaportasının boş bir alana bırakıldığı, kazadan sonra dahi ücretli otoyolda otomatik geçiş yerinden kaçak olarak geçiş yaptığı belirlenmiştir.
Tüm bu hususlar gözetildiğinde davacının TTK. nun 1292/son maddesinde öngörülen ihbar yükümlülüğünü kasten yerine getirmediği anlaşılmış olmakla davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, takdir edilen 500.00.-YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.90 YTL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 08.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy