(1163 S. K. m. 17)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 24.06.2005 tarih ve 2003/499-2005/382 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Figen Yılmaz tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatif ortaklığından çıkarılan müvekkilinin, davalıya yaptığı aidat ödemelerinin tahsili için girişilen icra takibinin haksız itirazla durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 1163 sayılı Kanun'un 17 nci maddesine dayanılarak, genel kurulca ödemelerin üç yıl süreyle ertelendiğini, bu nedenle itirazın haklı olduğunu, icra inkar tazminatı ve birikmiş faiz isteminin ise dayanıksız olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, kooperatif kayıtlarına, icra takip dosyasına ve bilirkişi raporuna dayanılarak, erteleme konusunda alınmış bir genel kurul kararının bulunmadığı, davacı alacağının muaccel hale geldiği 01.01.2000 tarihinden icra takip tarihine kadarki faizle birlikte davacı alacağının 20.559.457.895.-TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair karar verilmiştir. Dairemizin 08.05.2003 tarihli ilamı ile karar, 06.11.1999 tarihli genel kurul tutanağının asıl ve onaylı örneği getirilip ayrılan ortaklara yapılması gereken iade veya ödemelerin kooperatifin varlığını tehlikeye düşürecek nitelikte olup olmadığı, konusunda uzman bilirkişiden rapor alındıktan sonra erteleme kararının yerinde bulunup bulunmamasına göre dava tarihinde davacı alacağının muacceliyet kazanıp kazanmadığı öncelikle saptandıktan sonra muaccel ise ödeme miktarının hesaplattırılması gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak yeniden yapılan inceleme üzerine, davacı da dahil çıkarılan iki ortağa yapılacak ödemelerin kooperatifin varlığını tehlikeye düşürecek nitelikte bulunmadığı bilanço incelemeleri ile anlaşıldığı gerekçesi ile davanın kabul ettiği bilirkişi raporundaki miktar dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne ve inkar tazminatı ödenmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki temyiz itirazı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Dava, davalı kooperatif üyeliğinden ihraç edilen davacının ödemelerinin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davacıya yapılacak aidat geri ödemelerinin kooperatifin varlığını tehlikeye düşürecek nitelikte olmadığı tespit edildikten sonra bilirkişi raporu hükme esas alınarak davacıya kooperatif tarafından ödenmesi gereken miktar itibariyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, kooperatiften ayrılan üyenin alacağı hesaplanırken, öncelikle ayrıldığı yıl bilançosuna göre payına düşen miktar belirlenip bu miktardan genel giderler düşülerek kooperatife karşı tüm edimlerini yerine getiren bir ortağın alması gereken ayrılma payı bulunacaktır. Bilirkişi raporunda ise niteliği tam olarak anlaşılamayan dönem zararının ortağın payına düşen miktardan indirilmesi suretiyle ayrılma payı belirlenmiştir. O halde mahkemece yeniden bilirkişi raporu alınarak ayrılma payının doğru bir şekilde belirlenmesi suretiyle hüküm kurulması gerekir iken hatalı hesap yöntemi içeren bilirkişi raporuna itibar edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy