(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 8. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 27.04.2005 tarih ve 2002/333-2005/262 sayılı kararın Yargıtay incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.02.2007 gününde davacı avukatı Ebubekir Dere ile davalı avukatı Nuray Demir gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, asıl ve birleşen davada, müvekkiline ait Türkiye genelindeki şantiyelerin davalı şirketçe işveren mali sorumluluk sigorta poliçesi ile hizmet akdine bağlı olarak çalışanların ileri sürebileceği bedeni zararlara karşı sigorta güvencesi verildiğini, 02.03.1994 tarihinde Alaşehir Suma Fabrikası inşaatı sırasında oluşan iş kazası sonucunda SSK tarafından zarar gören Halil Coşkun adlı işçinin maluliyeti nedeniyle yapılan ödemeler için davacı aleyhine iki ayrı dava açıldığını, davanın sigortacıya ihbar edildiğini ve sonucunda SSK.'na 22.450.158.411.-TL'nin ödenmek zorunda kalındığını, poliçe teminatı kapsamındaki sigortalı ödemesinin davalı yanca karşılanmaması üzerine girişilen icra takiplerine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, sigorta sözleşmesine dayalı tüm taleplerin 2 yılda zamanaşımına uğradığını, kararın poliçede verilen teminat süresinden sonra oluştuğunu, aksi düşünülse dahi poliçe limitinin şahıs başına 80.000. DM ile sınırlı olduğunu ve riziko tarihindeki TCMB efektif satış kuru esas alınarak TL karşılığının istenebileceğini, sigortalının kusurunun tazminat miktarında göz önünde tutulması gerektiğini, ayrıca sorumlulukların rizikonun ihbarından itibaren 5 gün sonra başladığını, bu nedenle davacının ödediği faizin tümünden sorumlu tutulamayacaklarına rizikonun süresinde ihbar edilmemesi nedeniyle poliçe genel koşullarının 8. maddesi gereğince tazminat miktarında bu hususun dikkate alınması gerektiğini, alacağın likit olmadığını, yasal faiz istenebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının işçinin malul kalması sonucunda SSK.'na ödediği tutarlar gözetilerek her iki davanın da kısmen kabulü ile, asıl davada 17.612.833.676. TL'nin asıl alacak tutarı 14.844.849.931. TL'na, birleşen davada ise 1.887.492.139. TL'nin asıl alacak olan 1.861.891.136. TL'lik kısmına takipten sonra yasal faiz uygulamak üzere davalıdan tahsiline, her iki dava açısından davalının sorumluluğu infaz edilen mahkeme kararları ile belirlenmiş bulunduğundan davacının ödediği tutarların %40'ı oranında icra inkar tazminatının da davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir edilen 500,00.YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 421,04. YTL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 08.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy