(6762 S. K. m. 309, 415, 416)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Uşak Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 09.12.2003 tarih ve 2002/634-2003/942 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.02.2007 gününde davacı avukatı Aydın Atalay gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçelerinde, müvekkillerinin davalı şirket ortağı olup, pay durumunun sorulması amacıyla çekilen ihtara verilen cevapta ortak olmadığının bildirildiğini, yapılan tespitte kayıtlarında hisselerinin başka şahıslara devredildiğinin belirlendiğini, hisse devir belgelerinde müvekkili imzalarının bulunmadığını, devrin de söz konusu olmadığını ileri sürerek, şirket payından doğan 21.286 Euro alacağın 23.08.2001 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının rızasıyla hisselerini devrederek senetlerini teslim ettiğini, davanın senetleri teslim ettiği şahıslara karşı açılmasının gerektiğini, iyi niyetli olmadığını, eğer davanın kabulü yönünde bir karar çıkacak olursa davacının hisse senetlerinin bugünkü reel değeri tespit edilerek ona göre hüküm tesisi gerektiğini, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun kusur sorumluluğu olup, hisse senetlerinin davacı tarafından ciro edilmiş olması halinde devralanların pay defterine pay sahibi olarak kaydedilmesinde hukuka aykırılık olmadığını, pay defterine kayıtın kurucu değil açıklayıcı olduğunu, birleşen davanın TTK.nun 340. maddesi yollamasıyla 309/4. maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, asıl davada pay defterinin gereği gibi tutulmamasından doğan zararlardan şirket yönetim kurulunun sorumlu olduğu gerekçesiyle şirket yönünden açılan davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 14.02.2005 gün ve 2004/4447 E, 2005/1175 K. sayılı ilamıyla, davalı şirkete husumet düşeceğinin kabulünün gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının hissesinin usulsüz olarak devredildiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulü ile davacının şirket payından doğan (21.286) Euro alacağının 23.08.2001 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davacının davalı A.Ş'de mevcut olan paylarının bilgisi ve rızası hilafına üçüncü kişilere devredildiği iddiasına dayalı, pay senetlerinin bedelinin davalı şirket ve onun yönetim kurulu üyelerinden tahsili istemine ilişkindir.
Bu durumda mahkemece, söz konusu pay devri işlemleri tarihlerinde davalı A.Ş'in yöneticilerinin şirket ticaret sicil kayıtları getirtilmek suretiyle belirlenmesi gerekirken, bu yönde hiçbir inceleme yapılmaksızın davalı gerçek kişilerin sorumluluklarına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
3- Uyuşmazlığın, davacıya ait payların devrinden kaynaklanmış olmasına göre, öncelikle davacıya ait olan pay senetlerinin niteliğinin belirlenerek, hisse senetlerinin hamiline yazılı olması halinde devrin TTK.nun 415. maddesi uyarınca teslimle geçerli olacağı gözetilerek davacıdan elinde bulunan hisse senetlerinin ibrazının istenilmesi suretiyle devrin geçerliliğinin tartışılması, yok eğer hisse senetleri nama yazılı ise TTK.nun 416. maddesi uyarınca devrin ciro edilmiş senedin devralana teslimi ile olabileceği, eğer hisse senetleri nama yazılı ve fakat şirket tarafından pay senedi çıkartılmamış (çıplak pay) olması halinde devrin ancak alacağın temliki hükümlerine uygun olarak yapılabileceği gözetilerek davacıya ait pay devirlerinin geçerliliğinin ve bu konudaki ispat yükümlülüğünün hangi tarafa düştüğünün belirlenmesi gerekirken bu hususta bir inceleme yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi yanlış olmuştur.
4- Yine, davalılar vekilince, birleşen davanın TTK.nun 309/son maddesi hükmü uyarınca zamanaşımına uğradığı iddia edilmesine rağmen, bu hususta mahkemece hiçbir değerlendirme yapılmamış olması da hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle dahi bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2, 3, 4 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, davalı avukatı duruşmaya gelmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy