(6762 S. K. m. 1281) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları A.5)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 07.04.2005 tarih ve 2003/3-2005/206 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı sigorta şirketine kasko poliçesi ile sigortalı aracının kazada hasarlanmasına rağmen tazminat alamadığını ileri sürerek, 7.459.000.000.-TL.'nin temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının alkolün münhasır etkisi altında tek taraflı kaza yaptığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi kurulu raporuna göre, kazanın alkolün salt etkisi ile meydana geldiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, rizikonun teminat dışı kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dairemiz'in yerleşik uygulamasına göre, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5.5 maddesi hükmü gereğince, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle, sürücünün münhasıran sadece alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Böyle bir nedenle, hasarın teminat dışı kaldığının kanıt yükü de TTK'nın 1281. maddesi hükmü uyarınca, sigortacıya düşmektedir. Sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konularında uzman bir bilirkişinin de yer aldığı kurul tarafından, olayın salt alkol etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekmektedir.
Somut olayda, kaza tespit tutanağında, davacının kavşağa girince, orta refüj üzerine çıkmasıyla beraber direksiyon hakimiyetini kaybettiği ve direğe çarpıp hasarlandığı bildirilerek, davacının doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapması nedeniyle 1. derecede kusurlu olduğu, kavşakta sinyalizasyonun çalışmamasından Belediyenin 2. derecede, orta refüj ve kenarlarda aydınlatma lambası yanmadığından TEDAŞ'ın 3. derecede kusurlu olduğu sonucuna varılmış olup keşfe katılan trafik uzmanı ve nörolog bilirkişiler de ışıklandırmanın bulunmaması nedeniyle kavşağın tamamen karanlık olması, görüşe kapalı alan oluşması sonucunda, davacının hızını ayarlayamamasının olası olduğu, kavşağın durumunu, şeklini, açısını fark etmesinin zor olduğu, alkollü olmasa bile bu durumu fark edemeyebileceği, sonuçta kesin olarak kazanın sadece ve tek başına alkolün etkisi ile meydana gelmediği görüşünü bildirmişlerdir. Davalı vekilinin itirazı üzerine dosya üzerinden inceleme yapan ve görüşleri hükme esas alınan bilirkişi kurulu ile bu kurulun raporuna davacı vekilinin itirazı üzerine, dosya üzerinden inceleme yapan ve görüşleri hükme esas alınan diğer bilirkişi kurulu raporu Dairemiz uygulamasına uygun şekilde oluşturulmuş, olayın oluş şekli bu raporlarda tartışılmış ise de, davacı vekilinin kavşağın hatalı yapımına ilişkin itirazı üzerinde hiç durulmamış, son kurul raporunda orta refüj ve kenarlarda aydınlatma lambası yanmamasına ilişkin bir değerlendirme de yapılmamıştır. Bu raporlarda, fren izinin bulunmaması, hız yapılması, direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesi olgularının münhasıran alkolün etkisini ortaya koyduğu sonucuna varılmış olup tartışılmayan diğer olguların kazaya neden olma olasılığı üzerinde de durulmalıdır. Olay yerinin fotoğraflarını da davacı yan dosyaya ibraz etmiştir. Olay yerini gören, kaza tespit tutanağındaki tespitlerle uyum gösteren ancak raporu hükme esas alınmayan bilirkişi kurulu görüşü ile olay yerini görmeyen diğer iki kurul raporunda bildirilen görüş arasında çelişki doğmuş olup davacı itirazları yeterince karşılanmamıştır. Bu durumda, kazanın sadece ve tek başına alkolün etkisiyle oluştuğunun, hükme esas bilirkişi kurulu raporları ile kesin olarak, ortaya konamadığının kabulü gerekir.
O halde, açıklanan yönlerden eksik incelemeye dayalı hükmün, davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy