(4721 S. K. m. 2) (1163 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Orhaneli Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 29.04.2005 tarih ve 2004/52 - 2005/139 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İhsan Akgül tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı iken 25.01.2000 tarihinde tebliğ edilen karar ile kooperatif ortaklığından haksız bir şekilde ihraç edildiğini ileri sürerek, ihraç kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; üç aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; Kooperatifler Kanununa ve ana sözleşmeye aykırı nedenlerle ortaklıktan ihraç kararı verilemeyeceği ve yasal olmayan bir kararın da tebliğ edilmiş olmasının hukuken bir değer taşımadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile ihraç kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif ortaklığından ihraç kararının iptali istemine ilişkin olup, davacı taraf ana sözleşme gösterilmeyen bir nedenle ihraç edilmiş ve ancak 25.01.2000 tarihinde tebliğ olunan ihraç kararına karşı 26.04.2004 tarihinde iş bu davayı açmıştır.
Her ne kadar mahkemece kabul edildiği üzere, davacı ana sözleşmede gösterilmeyen nedenle ihraç edilmiş olduğundan, alınan bu karar geçersiz ise de, davacının ihraç kararından sonra 4 yıldan fazla bir süre kooperatifle her hangi bir ilişki kurmadan ve kooperatifin niteliği itibariyle kendisine iş verilmesi gerekirken, verilmemesine karşı sessiz kaldıktan sonra böyle bir davayı açması Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci madde hükmüne açıkça aykırı olup, eylemli olarak kooperatiften çıkma iradesini yansıttığını bir başka ifade ile kooperatifle olan ilişkisinin kesilmesini benimsemiş olduğunun kabulünü gerektirir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde davanın reddi yerine, yerinde görülmeyen yazılı gerekçelerle kabulü doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, davalı kooperatif yönetim kurulunca davacı hakkında alınan ihraç kararının iptaline ilişkin olup, dava 1163 sayılı Yasa'nın 16 ncı maddesinde öngörülen 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmamıştır. Ancak, mahkemece, davacının anasözleşmede öngörülmeyen bir sebeple ihraç edildiği ve bu nedenle ihraç kararının yok hükmünde olduğu kabul edilerek işin esasına girilmiş ve ihraç kararının iptali cihetine gidilmiştir. Mahkemeyi bu sonuca götüren husus ise, 3476 sayılı Yasa ile değişik 1163 sayılı Yasa'nın 16/1 inci maddesinin 1 inci fıkrasının 2 inci cümlesi hükmüdür. Mahkeme anılan hükmün emredici mahiyette olduğu ve bu hükme aykırılığın yokluk sonucu doğuracağı gerekçesiyle bu sonuca ulaşmıştır. Mahkemenin bu gerekçesi benimsendiğinde ortağa iki haklı ihtarın gönderilmesi gerektiği de emredici mahiyette olduğundan tek ihtarla yapılan ihraç kararlarının da yok hükmünde olacağını kabul etmek gerekir ki, bu Dairemizin bugüne kadar istikrar kazanmış uygulaması ile bağdaşmaz. Dairemizce şekil eksikliğinin söz konusu olduğu hallerde, örneğin, toplantı ve karar nisaplarının oluşmadığı hallerde ortada şeklen oluşmuş bir karar bulunmadığından ve bu nedenle alınan karar yok hükmünde olduğundan ortağa Türk Medeni Kanununun 2 inci maddesi hükümleri de göz önünde bulundurularak 3 aylık hak düşürücü sürenin dolmasından sonra da dava hakkı tanınmakta ise de, dava konusu olayda olduğu gibi ortada kanuna aykırı da olsa şeklen oluşmuş bir kararın bulunması halinde 1163 sayılı Yasa'nın 16 ncı maddesindeki 3 aylık hak düşürücü sürenin göz önünde bulundurulması gerekir. Nitekim Dairemizin emsal nitelikli bir kararında bu husus benimsenmiştir. (Bkz G. Eriş Uygulamalı Kooperatifler Hukuku, 3 üncü Baskı, 2001, Ankara, s.499 vd. 2001/9887 Esas, 2001/1163 Karar). İhraç edilen ortak hakkındaki ihraç kararının kesinleşmesinden evvel yerine ortak alınamayacağına ilişkin 1163 sayılı Yasa'nın 16/5 inci maddesi hükmü de göz önünde bulundurularak, varılan bu sonucun yasa koyucunun amacına uygun olduğunun kabulü gerekir. Üç aylık hak düşürücü süre nazara alınmadığında ihraç edilen ortağın yerine ortak alınıp alınamayacağı hususunda tereddüt olacak ve yerine alınan ortaklar da bu şekilde yapılan uygulamalardan zarar görecektir. Bu itibarla, yerel mahkeme kararının bu nedenle dahi bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluk görüşüne karşıyım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy