(1163 S. K. m. 23, 42)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 21.03.2005 tarih ve 2002/800-2005/189 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.02.2007 gününde davacı avukatı Ayhan Erdoğan gelip, davalı tarafa gönderilmiş olan davetiyenin bila tebliğ iade edilmiş olması üzerine davacı vekilinin 13.02.2007 tarihli dilekçe ile duruşmadan vazgeçtiğini bildirmiş olması üzerine temyiz incelemesinin duruşmasız olarak yapılmasına karar verilerek temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatif yönetiminin kooperatif vaziyet planında müvekkilinin konutunun önünde bulunmayan ticaret ve sosyal tesis alanının projeye aykırı biçimde ada ve parsel değişikliği yaparak müvekkiline ait konutun önünde inşa etmeye başladığını, bu şekildeki inşa ile kooperatifin en değerli konutu olan davacı konutunun şerefiye değerinin en düşük hale getirildiğini, oysa davacının en yüksek şerefiye bedelini ödediğini ileri sürerek, projeye aykırı olarak inşa edilen ticaret ve sosyal tesisin yıkılmasına, şerefiye bedelinde meydana gelen eksilme nedeniyle şimdilik 1.000.000.000 TL ile konuta harcanmış olan ekstra masraflar nedeniyle şimdilik 1.000.000.000 TL.nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, inşaatların vaziyet planının aynı yerde olduğunu, ada-parsel değişikliği yapılmadığını, ticaret merkezi yapımının genel kurulca onandığını, belediye tasdik edilen projelerin genel kurulda onaylanmasından sonra inşaata başlandığını, şerefiye paylarına davacının bir itirazı da olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının davalı kooperatifin Muğla/Milas-Güllük Beldesi Sıralık mevkiinde kura çekme suretiyle villa sahibi olduğu, gerek davalı kooperatifin ticaret ve sosyal tesis yaptıracağına dair ortakları bilgilendirmesi, gerekse sosyal tesisin yapımına ilişkin projelerin Güllük Belediyesi'nce onaylı ve inşaatının projeye uygun olduğunun belirlenmesi karşısında yapılmakta olan ticari ve sosyal tesise yakın olmanın şerefiye bedelinin tespitinde olumlu bir durum olarak değerlendirilebileceği, projeye uygun inşa edilen tesisten dolayı davacının meskeninde değer kaybının olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin projeye aykırı inşa edildiği iddia edilen yerin kal'i isteminin reddine dair hükme yönelik temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Davacı vekili, konutların projeye uygun inşa edildikten sonra şerefiye paylarının tespit edildiğini, bilahare kur'aların çekildiğini, kendi hissesine düşen şerefiye payını da ödediğini, ancak daha sonra ilk projede yer almayan ve davacıya isabet eden konutun değerinin düşmesine neden olan ticaret ve sosyal tesisin sonradan inşa edildiğini iddia etmiştir. Mahkemece istinabe yolu ile mahallinde keşif yaptırıldıktan sonra düzenlenen bilirkişi raporunda, dava konusu tesisin projesinin belediye tarafından tasdik edildiği ve yapının projeye uygun olduğu belirtilmiş ise de, bahsi geçen projenin, şerefiye paylarının tespitinden önce mi, yoksa daha sonraki bir tarihte mi tasdik edildiği araştırılmamıştır. Mahkemece, davalı kooperatif tarafından inşa edilen konutların şerefiye paylarının hangi tarihte kesinleştiği, kur'aların ne zaman çekildiği, dava konusu ticaret ve sosyal tesisin projesinin başlangıçtaki projede yer alıp almadığı, dava konusu tesisin projesinin, şerefiye paylarının tespitinden sonra onaylanması halinde, bu takdirde tesisin inşasından davacının ne zaman haberdar olduğu ve yapımına icazet verip vermediği, icazet vermemiş ise dava konusu tesisin davacıya ait konutun değerine olumlu mu, olumsuz mu etki ettiğinin araştırılması, davacı konutunun olumsuz etkilenmesi halinde davacının ne miktar tazminat isteyebileceğinin uzman bilirkişilerden alınacak rapor ile belirlenmesi gerekirken, bu konularda bir inceleme yapılmadan, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Öte yandan, davacı vekili, davacıya isabet eden konut için ekstra masraf yaptığını belirterek, şimdilik 1.000.000.000 TL.nın da tahsilini istemiştir. Mahkemece, davacı vekilinin bu talebi açıklattırılarak, istenen bedelin, konutun ayıplı inşasından dolayı yapılan masraf olarak mı, yoksa davacının kendi istediği özel değişiklikler dolayısı ile yaptığı masraf mı olduğunun belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, herhangi bir gerekçe gösterilmeden bu talebin de reddi doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy