(1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 17.04.2003 tarih ve 2002/548 - 2003/212 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlu Pınar Ş
.. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili banka ile davalı borçlu şirket ve kefilleri arasında imzalanan kredi sözleşmelerinden doğan yükümlülüklerin borçlular tarafından yerine getirilmemesi üzerine müvekkili bankanın borçluların hesaplarını kat ederek icra takiplerine geçtiğini ancak borçluların takibe itirazı nedeni ile müvekkili banka tarafından açılan itirazın iptali davası sonucu davalı asıl borçlunun 05.12.1996 tarihi itibariyle 486.846.774.604 TL borçlu olduğunun bilirkişi raporu ile belirlendiğini, mahkemenin bu raporu esas alarak gerekçe kısmında bu hususu tespit etmesine karşın hüküm kısmında müşterek borçlu ve müteselsil kefillerin borcu olan 217.861.003.949 TL açısından itirazın iptaline karar verirken asıl borçlu davalı K... Pamuk San. ve Tic. A.Ş.'nin müvekkili tarafından talep olunan ve mahkeme kararının tespit kısmında yer alan borcu hakkında herhangi bir hüküm verilmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 486.846.774.604 TL' si alacağın 05.12.1996 tarihi itibariyle %180 faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın hukuki dayanağı olmadığını, davaya konu uyuşmazlığın Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1997/242 E. - 2000/16 K. sayılı dava dosyası ile çözümlenmiş olduğunu, dava konusu alacak hakkında kesin hüküm bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1997/242 E., 2000/16 K. sayılı dosyası ile dosya taraflarının aynı olduğu, davacı bankanın dava konusu olarak ileri sürdüğü hususları temyiz konusu yapmasına rağmen Yargıtay ilgili dairesince kabul edilmeyerek reddedildiği, evvelce verilen hükmün kesinleştiği, itirazın iptali davasının taraflar arasındaki ihtilafı, alacak-borç ilişkisini kesin olarak sonuçlandıran davalar olduğu, aynı taraflarca aynı hukuki nedene dayalı olarak dava açılamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kredi sözleşmelerinden doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece taraflar arasında aynı konuda kesinleşmiş mahkeme hükmü bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece verilen red kararına dayanak oluşturan Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1997/242 E., 2000/16 K. sayılı dosyası incelendiğinde; Türkiye Kalkınma Bankası A.Ş. vekili tarafından açılan davada, davalılar asıl borçlu K... Pamuk San. ve Tic. A.Ş. ve kefiller hakkında kredi sözleşmelerinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemeleri nedeniyle hesaplarının kat edilerek ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığı, ipotekle karşılanmayan alacak miktarı için de haciz yolu ile icra takibine geçildiği, ancak borçluların ipotek bedelini de kapsar şekilde mükerrer takip yapıldığı yönündeki itirazları ile karşılaşıldığı ileri sürülerek borçluların itirazlarının iptaline karar verilmesi istenmiştir. Yargılama sırasında yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda, davacı bankanın 1994/892 ve 1996/6842 sayılı takip dosyalarından davalı K... şirketi yönünden toplam 486.846.774.604 TL, kefiller yönünden ise, 217.861.003.949 TL alacaklı olduğu belirtilmiş, mahkemece bu rapor hükme esas alınarak gerekçe kısmında davalıların sorumlu oldukları borç miktarları da açıkça gösterilmesine rağmen hüküm fıkrasında, tüm davalılar yönünden 1996/6842 esas sayılı icra takip dosyasında asıl alacak ve faiz toplamı 217.861.003.949 TL miktar için itirazın iptaline karar verilmiştir. Kararın davacı banka vekili tarafından temyizi sonucu 19. Hukuk Dairesince, yeterli inceleme ve hesaplamayı içeren bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Davacı banka tarafından, kesinleşen kararın gerekçe kısmında yer verilmesine rağmen hüküm fıkrasında davalı asıl borçlu K...'nin sorumlu olduğu miktar hakkında herhangi bir hüküm verilmediği ileri sürülmektedir. Maddi anlamda kesin hükmün unsurları HUMK'nın 237. maddesinde sayılmıştır. Buna göre, tarafları, konusu ve dava sebebi aynı olan bir davada verilen karar kesin hüküm haline geldiğinde artık aynı taraflar arasında, aynı konuda ve aynı hukuki nedene dayalı olarak yeni bir dava açıldığında kesin hüküm itirazı ile karşılaşır ve esasa girilmeden dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilir. Bu itibarla, kesin hüküm itirazını bir davanın konusunu teşkil eden uyuşmazlığın daha önce kesin bir hükümle halledilmiş olması nedeniyle mahkemece yeniden incelenemeyeceği yönünde yapılan usulü bir itiraz olarak vasıflandırmak mümkündür.
Somut olayda, davalı asıl borçlu K... şirketinin kesinleşen dosyada mevcut bilirkişi raporuna göre, takip dosyalarından toplam 486.846.774.604 TL borçlu olduğu belirtilmesine rağmen mahkemece kurulan hükümde, takip dosyalarından toplam 217.861.003.949 TL borçlu oldukları bildirilen kefillere yönelik miktar davalı asıl borçluyu da kapsayacak şekilde hüküm altına alınmış, asıl borçlu için ayrı bir hüküm kurulmamıştır. Kurulan hüküm kefillerin sorumlu olduğu miktara ilişkindir. Oysa ki, mahkemece davalı asıl borçlunun takip tarihi itibariyle tüm borcunun hesaplanarak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip sonucu elde edilen bir tutar varsa onun da mahsubuyla itirazda bulunduğu takip nedeniyle borçlu olduğu tutarın hesaplanarak bu miktara ilişkin itirazının iptaline karar verilmesi gerekirken, kefillere yönelik yapılan hesaplama ile sorumluluğuna karar verilmiş bulunmasına göre, asıl borçlu hakkında hüküm altına alınan miktarın dışında kalan davacı banka alacağına ilişkin miktar için davalı asıl borçlu şirket bakımından kesinleşmiş bir hükmün varlığından söz edilemeyeceğinden, bu şekilde kesinleşen bir hükmün açılan alacak davası için maddi anlamda kesin hüküm oluşturacağı düşünülemez. Buna göre, mahkemece işin esasına girilerek takip dosyalarından toplam 486.846.774.604 TL borçlu olduğu belirlenen davalı şirketin ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip de göz önüne alınarak davalının itirazda bulunduğu takibe yönelik olarak takip tarihi itibarıyla mevcut borcunun belirlenmesi ve Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1997/242 E., 2000/16 K. sayılı kararı ile kesinleşen borç miktarının da mahsubu sonucu bu miktarların üzerinde kalan banka alacağının mevcut olduğu anlaşıldığı takdirde bunun hüküm altına alınmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmediğinden kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy