(2577 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Gaziantep Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 22.07.2005 tarih ve 2004/94-2005/350 sayılı kararın Yargıtay incelenmesi duruşmalı olarak davalı TMSF vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20.02.2007 gününde davalı avukatı Tülay Çalışkan gelip, tebligata rağmen davacı vekili duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı idare tarafından önce yönetimine el konulan ve bilahare devralınan T.İmar Bankası A.Ş.'nin Gaziantep Şehitkamil Şubesi'nde 16.04.2003 tarihinde 62 gün vadeli 28.000.000.000.-TL meblağlı Hazine Bonosu satın aldığını, bononun vadesinin 18.06.2003 tarihinde sona ermesi üzerine kendisine verilen 30.126.000.000 TL'nin 30.000.000.000TL'si ile 23.09.2003 vadeli yeni bir mevduat hesabı açtığını, davacının mevduat kapsamında bulunduğu tartışmasız olan parasını almak üzere bankaya müracaat ettiğinde kendisine 5021 sayılı Yasa ve Bakanlar Kurulu'nun 03.01.2004 gün 2003/6668 sayılı kararları doğrultusunda bankaya el konulmasından bir ay önce açılmış hesapların ödenmeyeceği kuralının gerekçe gösterilerek, ödemeden imtina edildiğini, oysa müvekkili hesabının 5021 sayılı Yasa ve BKK. kapsamında olmadığını ileri sürerek, 30.000.000.000 TL'nin vadeye kadar 5021 sayılı Yasa'nın geçici 1. maddesindeki faizin, kalan süre için yasal faiz yürütülmek suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Fon merkezinin İstanbul olması nedeniyle yetki itirazında bulunmuş, tasarruf hesabı niteliğinde bulunmayan hesap nedeniyle TMSF.'na husumet yöneltilemeyeceğini, davanın tam yargı davası olarak idari yargıda çözümlenmesinin gerektiğini, davacının gerçekleşmiş zararının ancak banka hakkında açılacak iflas davası sonucunda iflas masası tarafından yapılacak ödemeden sonra ortaya çıkacağını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, davacının Gaziantep'te bulunan banka şubesiyle sözleşme yapmak suretiyle önce hazine bonosu alıp, bilahare mevduat hesabı açtırdığından sözleşmenin yapıldığı yer itibarıyla yetki itirazının yerinde olmadığı, davaya bakma görevinin adli yargıya ait olduğu, bankanın TMSF.'na devri nedeniyle husumet itirazının da yerinde olmadığı, davacıya ait paranın tasarruf mevduatı niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı TMSF. vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, davacı tarafından T.İmar Bankası'nın Gaziantep/Şehitkamil Şubesi nezdinde bulunan paranın davalı idare tarafından muvazaalı olduğu iddiasıyla 5021 sayılı Kanun'un 1. maddesi ve Bakanlar Kurulu'nun 2003/6668 sayılı kararları uyarınca, tasarruf mevduatı sigortası kapsamındaki tasarruf mevduatı niteliğinde sayılmayarak ödenmediği iddiasına dayalı alacak isteminden ibarettir.
Kamu tüzel kişiliğine haiz Fon tarafından kendisine devredilen Bankaların mudileri hakkında kamu gücüne dayalı re'sen ve tek yanlı olarak tesis edilen ve idari nitelik taşıyan işlemler nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın giderilmesi amacıyla Fon aleyhine açılan davada, olayda kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp, yürütülmediğini, zararın doğumunda hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğunun bulunup, bulunmadığının idare hukuku ilkelerine göre saptanması gerekmektedir. Bu nedenle davanın 2577 sayılı Yasa'nın 2/1-b maddesinde yer alan tam yargı davası kapsamında bulunduğu ve çözüm yerinin de idari yargı olduğu açıktır. Bu durumda mahkemece davanın çözüm yerinin idari yargı olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde ve hatalı gerekçe ile görev itirazının reddine karar verilmiş olması doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir edilen 500.00.-YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 20.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy