(6762 S. K. m. 644, 720) (3095 S. K. m. 4/A)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 21.03.2005 tarih ve 2003/759-2005/195 sayılı kararın Yargıtay incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20.02.2007 gününde davacı avukatı Hasan Akbay ile davalı avukatı Nedim Irmak gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin hamili olduğu iki adet çekin davalı bankaya ibrasında karşılıksız olduğunun anlaşıldığını ve çek arkasına karşılıksız şerhi vurulduğunu ancak, çeklerden birisine ibraz tarihinin yazılmamış olması nedeniyle ihtiyati haciz talebinin reddedildiğini, kambiyo senedine dayalı icra takibinin de iptal edildiğini, keşideci hakkında sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak açılan alacak davasının da müvekkili ile keşideci arasında temel ilişki bulunmaması nedeniyle reddedilip kesinleştiğini, diğer çek için alınan ihtiyati haciz kararı gereğince keşidecinin taşınmazına haciz şerhi konulmasına rağmen keşidesinin haciz şerhli olarak taşınmazı 3.kişiye sattığını ve alıcının da ihtiyati haciz konusu borcu ödeyip haciz şerhini kaldırttığını, keşidecinin elinde başkaca mal bulunmadığını, müvekkilinin alacağının davalının eylemi sonucunda tahsil olanağının ortadan kalktığını ileri sürerek, oluşan zarara karşılık çek bedeli ve çek tazminatından oluşan toplam 12.810.-USD'nın 03.08.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, çeke ibraz tarihinin yazılmadığını davacının en geç ihtiyati haciz talebinin reddedilmesi ile birlikte öğrendiği halde, daha sonraki aşamalarda eksiği gidermeyerek zararın oluşumuna kendi kusuru ile neden olduğu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı bankanın 3147 sayılı Yasa'nın 5. maddesi gereğince, ibraz edilen çekin karşılığı olup olmadığının ve ibraz tarihini de yazması gerektiği, bu şekilde bir işlem yapılmış olsaydı hamil davacının TTK. nun 720. maddesi gereğince çek borçlularına karşı müracaat haklarını kullanabilecek iken, ibraz tarihinin yazılmaması sonucunda, çek bedelinin tahsilinin olanaksız hale geldiği, davalı bankanın yasal yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması nedeniyle %60 oranında, davacının ise ibraz keyfiyetinin çek arkasına doğru yansıtılıp yansıtılmadığını kontrol görevini yerine getirmemiş olması nedeniyle %40 oranında kusurlu görüldüğü, gerekçesiyle çek bedelinin %60'ı olan 7.320.-USD'nin 03.08.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/A maddesi gereğince faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, ibrazında davalı yanca ibraz tarihi yazılmadığından bedelini tahsil etme olanağı kalmadığı iddia olunan çek nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalının çek arkasına ibraz tarihini yazmamış olması ve bu nedenle de keşideciden bedelini tahsil olanağının kalmadığı gerekçesiyle kusur oranları gözetilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dava konusu çek, dava dışı keşideci Serdar Pınarbaşı tarafından hamiline olarak düzenlenmiş, keşideciden olan alacağına karşılık Cimşit Piran'a verilmiş, bu şahıs tarafından da çek hamiline düzenlenmiş bulunduğundan ciro edilmeksizin davacıya verilmiştir. Davacının ibrazı üzerine davalı tarafından çekin karşılığı olmadığı yazılmış ancak, ibraz tarihi çekin arkasına yazılmamıştır. İbraz tarihi olmayan bu çeke dayanılarak keşideci aleyhine istenen ihtiyati haciz talebi reddedilmiş, icra takibi iptal edilmiş ve TTK. nun 644. maddesine dayalı dava da reddedilerek kesinleşmiştir.
Mahkemece tüm bu hususlar gözetilerek davacının keşideci hakkındaki tüm yolları tükettiği ve çek bedelini tahsil edemediği kanısına varılarak davalı muhatap hakkında kısmen kabul kararı verilmiş ise de, davacının keşideci dışında kendi akidi olan ilk hamil Cimşit Piran'dan alacağını tahsil etme yoluna tevessül etmediği gözetilmemiştir.
Zira davacının muhatapa karşı talepte bulunabilmesi için kendinden önceki çek hamili ve aynı zamanda davacının akidi olan kişiye karşı akdi ilişkiye dayalı olarak alacağını tahsil yoluna gitmesi ve buradan da sonuç alamadığını kanıtlaması gerekmektedir.
O halde, davalı muhatap hakkında erken açılmış bulunan bu davanın reddine karar verilmesi gerekir iken, yazılı gerekçeyle kısmen kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir edilen 500.00.-YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy