(6762 S. K. m. 1281) (Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları (ZMSS) B.3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Sakarya Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.03.2005 tarih ve 2003/436-2005/88 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Abdullah Turgut tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigorta ettirdiği aracın, dava dışı sürücü Çetin Çakmak'ın yönetiminde iken alkollü olarak üçüncü kişiye ait araca çarpması sonucunda üç kişinin öldüğünü, ölüm nedeniyle hesaplanan tazminatın ölenlerin mirasçılarına ödendiğini ileri sürerek, genel şartların 4/d maddesi uyarınca 43.933.842.077.-TL tazminatın davalıdan rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece; iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve dosya kapsamına göre, sürücünün alkollü olduğu, tam kusurla üç kişinin ölümüne neden olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 35.921.757.574.-TL'nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ZMSS sözleşmesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
ZMSS Genel şartlarının 4/d maddesinde, herhangi bir sınırdan söz edilmeksizin sigortalının veya sürücüsünün alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından dolayı olayın meydana gelmiş olması halinde, sigortacının sigortalısına rücu edebileceği öngörülmüştür. Dairemiz`in yerleşik uygulaması uyarınca; sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Böyle bir nedenle, hasarın teminat dışı kaldığının kanıt yükü TTK. nun 1281 inci madde hükmü uyarınca, sigortacıya düşmektedir. Sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece, nöroloji uzmanı ve trafik uzmanı bir bilirkişinin de içinde bulunduğu bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak, olayın meydana geliş şekli itibariyle kazanın, münhasıran sürücünün aldığı alkolün etkisinden ileri gelip gelmediği tespit ettirilmek ve sonucuna göre karar verilmek gerekmektedir.
Somut olayda, Adli Tıp Uzmanından alınan rapora göre, sürücünün solunum havasında alkol kokusu olduğu ibaresi dışında bir delil bulunmadığı, bu tarifin bilimsel olmadığı, bu tarifle kişinin alkollü sayılmasının bilimsel ve adil olmadığı belirtilmiş, olayın oluş şekli raporda tartışılmamıştır. Diğer yandan, makine mühendisi bilirkişiden alınan rapora göre, davalı tam kusurludur. Mahkemece, bu raporlar esas alınarak davalı yan sürücüsünün alkollü olarak seyrettiği ve tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizin emsal uygulamaları ve yukarıda belirtilen ilke çerçevesinde bilirkişi heyeti oluşturulmadığı gibi, dosyadaki raporlar hüküm kurmaya da elverişli değildir.
Bu durumda, mahkemece, nöroloji uzmanı doktor ve trafik uzmanı olan kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak, olayın meydana geliş şekli itibariyle bu kazanın münhasıran sürücünün aldığı alkolün tesiri altında ileri gelip gelmediği tespit ettirilmek ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken, bilirkişiler tarafından ayrı ayrı düzenlenen ve yeterli olmayan raporlara göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy