(1163 S. K. m. 53)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 29.06.2005 tarih ve 2004/276 - 2005/361 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatifin Eryaman, Fatih ve Törekent'te konutlar yaptığını, müvekkilinin Fatih'te yapılacak 13 katlı bloklarda daire sahibi olmak için 1998 yılında kooperatife üye olduğunu, 25.01.2004 tarihli genel kurul toplantısında yapımı tamamlanan Fatih ve Törekent'teki 83 adet 5 ve 13 katlı konutların kur'asının çekimine karar verildiğini, kuraya 220 ortağın tümünün katıldığını, kuraya katılanların sayısı konutlardan fazla olduğundan davacının konut edinemediğini, istediği konuta sahip olamadığını, bunun yerine kendisine Eryaman'da yapılacak 6 katlı binalardan konut tahsis edilmek istendiğini ileri sürerek 25.01.2004 tarihli genel kurulun 9 uncu maddesinde alınan kur'a çekimine ilişkin kararın iptaline, 08.03.2004 tarihli kur'a çekimi işleminin iptaline, 13 katlı binalardaki daire sayısı ile bu dairelerde hak sahibi olan ortakların sayısının belirlenmesine, 13 katlı bloklardan müvekkiline daire tahsisinin olanaksız olduğunun ortaya çıkması halinde davacı tarafından davalı kooperatife verilen 03.04.2004 ve 03.09.2004 tarihleri arasındaki vadeleri taşıyan her biri 500.000.000.-TL değerinde olan toplam 3 milyar lira bedelli 6 senetten dolayı kooperatife borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının, kendisinin de katıldığı genel kurul kararının iptalini 1 aylık süre içinde istemediğini, bu nedenle anılan kararla doğrudan bağlantılı olan kur'a çekimi işleminin de iptalini isteyemeyeceğini, kur'ada yedekte kalmış olması nedeniyle kötüniyetli olarak bu davayı açtığını, genel kurul tarafından belirlenen aidatları ödemek zorunda olduğundan davacının verdiği senetlerden dolayı menfi tespit isteyemeyeceğini, zaten Eryaman ve Sincan'da diğer konutların inşaatının da devam ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı ortağın 1163 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi gereğince iptalini istediği genel kurul toplantısını takip eden günden itibaren 1 ay içinde dava açmadığı, ortada yok hükmünde sayılacak bir kararın da söz konusu olmadığı, ayrıca alınan karara karşı oy kullanarak muhalefetini tutanağa geçirtmediği, bu nedenle anılan genel kurul kararının iptalini isteyemeyeceği, yönetim kurulunun 08.03.2004 tarihli kur'a çekimiyle ilgili işlemin iptali için öncelikle genel kurula gidilmesi gerektiği, doğrudan dava açılamayacağı, söz konusu işlem iptali istenen genel kurul kararına dayandığından ve genel kurul kararının iptali koşulları oluşmadığı için bu istemin de yerinde olmadığı, ayrıca davalı kooperatif tarafından üç ayrı yerde konut inşa edilip, konutlar bittikçe peyderpey kur'a çekilerek konutların ortaklara dağıtıldığı, ortakların başlangıçta kooperatife verdikleri giriş beyannamelerinde konut yeri ve tipi konusunda bir tercihte bulunmadıkları, konutlarda inşaat, maliyet ve aidatların toplanması açısından bir ayrım yapılmadığı, dolayısıyla biten konutlar için tüm ortakların katılacağı bir kur'a çekimi konusunda alınan genel kurul kararının eşitlik ilkesine aykırı olmadığı, tüm konutların aynı koşullarda ve değerde olmasının olası olmadığı, bu farklılığın ana sözleşmenin 61 inci maddesindeki konut bedellerinin tespiti için getirilen kurallarla denkleştirilmesinin sağlanmaya çalışıldığı, kaldı ki, kur'a çekimi sonucu kendisine daire çıkan ortak bunu kabul etmezse yedeğe sıra geleceği, bu nedenlerle yapılan kur'a çekiminin yasa, ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılık taşımadığı, davacının başlangıçta itiraz etmeden katıldığı kur'a çekiminde 80 nci sırada yedek olarak çıkmasından sonra dava açmasının iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı, yapılan kur'a çekiminde davacıya konut isabet etmemesinin ileride de tahsis edilmeyeceği anlamına gelmediği, geride yapılan 153 konut daha bulunduğu, bu nedenle davacının aidat ödemesi için verdiği senetlerin bedelsiz kalmadığı, dolayısıyla menfi tespit isteminin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.00 YTL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 27.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy