(5464 S. K. m. 19, 21) (1086 S. K. m. 417) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 12. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 02.05.2005 tarih ve 2005/7-2005/238 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosya sı için Tetkik Hakimi B.Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dışı Kişinin müvekkilinden aldığı malın bedelini 10.05.2004 tarihinde kredi kartıyla ödediğini, ödemenin tek bir çekişte yapılmaması nedeniyle üç ayrı çekim yaparak üç fatura düzenlendiğini, gerekli kontrolleri yaptıktan sonra davalı bankaya kartın geçerli olup olmadığını sorduğunu, banka yetkililerince Karta karşı banka geçersiz demiyorsa kart geçerlidir cevabı aldığını, daha sonra kartın çalıntı olduğu gerekçesiyle para üzerinde bloke konulduğunu, işlemin hukuka aykırı bulunduğunu ileri sürerek, 7.900.000.000 TL.'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iş bölümü ve yetki itirazında bulunarak taraflar arasındaki sözleşmede kredi kartıyla yapılacak satışlar da davacının yükümlülüklerinin belirtildiğini, ihlali halinde her türlü sorumluluğun davacıda olduğunu, işlem yapılan kartın sahteliği ile ilgili yabancı bankanın işlemin sahte olduğunun bildirildiğini, aynı iş yeri ile ilgili olarak üç defa benzer satış olduğunu, davaların devam ettiğini, VİSA kuralları gereği işlemden itibaren 120 gün ve slip talebinden başka işlem gelmemesi nedeniyle blokenin çözüldüğünü, davacıya 03.09.2004 tarihinde 6.200.000.000 TL, 14.09.2004 tarihinde 5.000.000.000 TL ve 29.09.2004 tarihinde ise 7.000.000.000 TL ödeme yapıldığını, davanın konusuz kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının beyanına göre alacağın 03.09.2004 tarihinde davalı tarafından ödendiğinin bildirildiği, dava açılmasından sonra yapıldığı, faiz istemi bulunmadığı, davanın açılmasına davalının neden olduğu, bu nedenle aleyhine vekalet ve yargılama gideri hükmedilmesinin zorunlu bulunduğu gerekçesiyle, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, banka hesabında bloke edilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Davacı ile davalı banka arasında üyelik iş yeri sözleşmesi bulunduğu, davacının, davalının vermiş olduğu pos cihazıyla satışlar yaptığı, dava dışı 4979 9213 0017 8908 numaralı kredi kartı hamiline 10.05.2004 tarih inde satmış olduğu boya bedelinin 7.900.000.000 TL olarak hesabına geçtiği, davalı tarafından bloke konulması sonucu bu paranın ödenmediği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davadan sonra bu alacağın 03.09.2004 tarihinde davalı tarafından ödendiği de davacının kabulündedir. Mahkemece davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle hüküm kurulmuş, davacı lehine vekalet ücreti takdir edilerek davalının yargılama giderlerinden dolayı sorumluluğuna karar verilmiştir. Ancak, davalı vekili, dava konusu işlemin yapıldığı kredi kartıyla ilgili olarak dava dışı Credit Indüstriel At Commercial France'nın sahtelik bilgisi verdiğini, bu nedenle sözleşme hükmü uyarınca gelebilecek chargeback işlemi nedeniyle hesaba bloke konulduğunu, esasen davacının iki ayrı satış işleminde de benzer sorunun çıktığını, anılan işlemlerle ilgili davaların derdest olduğunu savunmuştur. Bu savunmaya ilişkin olarak da bahse konu bankadan çekilen fakslar ile taraflar arasındaki sözleşmeyi ibraz etmiştir. Alacağın yargılama sırasında davacıya ödendiği, asıl davanın konusuz kaldığı hususu sabittir. Bu durum karşısında, davalının savunması üzerinde durulup tarafların kanıtları değerlendirilip, gerektiğinde bankacılık konusunda uzmanın bulunduğu bilirkişi veya bilirkişi kurulundan rapor alınıp, davalının yaptığı işlemin yerinde olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, dava açıldığı tarih itibariyle kimin ne oranda haklı olduğunun belirlenmesi ve sonucuna göre vekalet ücreti ile yargılama giderleri hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy