(6762 S. K. m. 54) (556 S. KHK. m. 8, 42)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.05.2005 tarih ve 2004/303-2005/133 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin unvanının 03.06.1996 tarihinden itibaren TPE nezdinde hizmet markası olarak tescil ettirildiğini, davalı şirketin yetkilileri Mehmet Bağlar ve Özcan Bağlar'ın daha önce müvekkilinin tescilli markasına tecavüzde bulunarak Hayrioğlu Nakliyat adı altında faaliyet göstermeleri nedeniyle müvekkili tarafından açılan dava sonucu mahkemece davalıların eyleminin müvekkilinin tescilli markasına tecavüz oluşturduğunun tespiti ile davalıların bu isim altında ticari faaliyet göstermelerinin men'ine karar verilmesine rağmen markaya tecavüz ve haksız rekabet eylemlerine bu kez davalı şirket ile devam ettiklerini, anılan şirket aleyhine açılan dava sonucu mahkemece davalı şirketin eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespit ve önlenmesi ile Hayrioğlu Nakliyat ibaresini kullanmaktan men edilmesine karar verildiğini, söz konusu yargı kararlarına rağmen davalı şirketin MH Mehmet Hayrioğlu ibaresi için marka tescil belgesi aldığını ve anılan marka ile gazetelerin nakliyeci sütunlarına ilan vererek, markanın nakliye araçlarının üzerine yazılmak suretiyle müvekkilinin markasına tecavüz ve haksız rekabet eylemlerinde bulunulduğunu, davalı şirketin ve yetkililerinin Hayrioğlu ismi ile bir ilgilerinin olmadığını ileri sürerek davalının müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetinin tespiti ve önlenmesi, davalı adına kayıtlı marka tescil belgesinin hükümsüzlüğü ve terkini ile davalı şirketin isim ve unvanının ticaret sicilindeki kaydının silinmesi, davalının MH Mehmet Hayrioğlu ibaresini kullanımının men'i ile bu şekilde maddi durumun ortadan kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının ticaret unvanına karşı bir haksız rekabetin bulunmadığını, müvekkili şirketin davacının Hayrioğlu markasını çağrıştıracak nitelikte bir kullanımının da olmayıp, 24.06.2002 tarihinde TPE nezdinde MH Mehmet Hayrioğlu ibaresinin marka olarak tescili nedeniyle tescilli marka hakkına dayalı olarak taşımacılık alanında hizmet verdiğini, müvekkili şirketin markasının tescilinden uzun bir süre sonra haksız rekabetin varlığından bahisle açılan davada davacının kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflara ait ticaret sicil kayıtları incelendiğinde davacının 1972, davalının 2000 tarihinde İstanbul Ticaret Sicili'ne kayıt edildiği, bu şekilde davacının kayıt tarihinin davalı şirketin kaydından çok önceye dayandığı, taraflara ait tescilli markalarda kullanılan ortak kelimenin Hayrioğlu olduğu ve her iki markanın da taşımacılık sektöründe kullanıldığı dikkate alındığında davalının kullandığı ibarenin davacının markası ile iltibas yaratacağı, davacının hem ticari sicil kaydı hem de marka tescil belgesinin davalıdan önce olduğu gerekçesiyle davalı adına tescilli MH Mehmet Hayrioğlu ticaret-hizmet markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, TTK.nun 54. maddesi gereğince davalının ticaret unvanının ticaret sicilinden silinmesine, tescilli marka ve unvanın hükümsüzlüğü ile sicilden silinmesine kadar kullanılmasının yasal olması nedeniyle haksız rekabetin tespitine ilişkin istemin reddine, davalının MH Mehmet Hayrioğlu ibaresini kullandığı eşya ve basılı evrakın imhası, silinmesi ve boya ile kapatılması suretiyle maddi durumun ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davalı adına kayıtlı marka tescil belgesinin hükümsüzlüğü ve terkini ile davalı şirket isim ve unvanının ticaret sicilinden silinmesine, davalının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetinin tespiti ve önlenmesi istemlerine ilişkindir. Davalının ticaret unvanının TTK.nun 54. maddesi uyarınca sicilden terkinine karar verilmişse de tarafların ticaret unvanında bulunan Hayrioğlu ibaresi ortak olup, davalının ticaret unvanından yalnızca tecavüze sebebiyet veren bu ibarenin çıkarılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalının ticari unvanının tamamının ticaret sicilinden silinmesine karar verilmesi doğru görülmemiş olup, kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, davacının markası 39. sınıfta yer alan hizmetler, davalının markası ise 31, 35 ve 39. sınıflarda yer alan mal ve hizmetler için tescil edilmiştir. Davacı, dava dilekçesinde kendileri tarafından yaratılan ve tescilli bulunan markaya davalının tecavüz ettiği hususuna dayanmış olup, markalarının tanınmış olduğu iddiasında bulunmamıştır. Nitekim, mahkemece de taraflar adına tescilli her iki markanın da taşımacılık sektöründe kullanıldığını, kullanılan ortak kelimenin Hayrioğlu olduğu göz önüne alındığında davalının kullandığı ibarenin davacının markası ile iltibas yaratacağı, aynı türdeki hizmetlerle ilgili olarak tescil edilen benzer ibarelerin karıştırılma ihtimalinin bulunması nedeniyle 556 sayılı KHK'nin 8. maddesine dayanılarak davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne ve silinmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Oysa ki, davacı adına tescilli marka hizmet markası olup, sadece 39. sınıf için tescil edilmiş bulunmasına rağmen davalı adına tescilli marka 31, 35 ve 39 sınıflarda tescilli ticaret ve hizmet markasıdır. Ayrıca, davacı adına tescilli markanın tanınmış olduğu hususu da ileri sürülmemiştir. Mahkemece de markaların benzerliğine dayalı olarak aynı tür hizmetlerle ilgili olarak tescilinin karışıklığa sebebiyet vereceğinin kabulüne rağmen farklı mal ve hizmetler yönünden de davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmek suretiyle gerekçede açıklanan hukuki belirlemenin dışına çıkılmıştır. Bu durumda, davalı adına tescilli markanın davacı markasının kapsadığı 39. sınıf hizmetler yönünden aynı olup, 31. sınıfta yer alan mallar ve 35. sınıfta yer alan hizmetler yönünden ise farklı bulunduğu anlaşıldığından davalı markasının sadece 39. sınıf hizmetler yönünden anılan Kararname'nin 8/b maddesine dayalı olarak 42. maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken, davacı markası ile aynı veya benzer mal ve hizmetleri kapsamayan 31 ve 35.sınıflara yönelik olarak da anılan maddeye dayalı olarak hükümsüzlüğe karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı taraf yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy