(6762 S. K. m. 57)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.02.2004 gün ve 2003/15-2004/11 sayılı kararı onayan Daire'nin 07.06.2005 gün ve 2004/7827-2005/5755 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı M. Sinan Gülener'in 05.01.1992 tarihinde hizmet sözleşmesi ile müvekkili şirkete çalışmaya başladığını, anılan sözleşme ile görevi sırasında öğrendiği ticari sır niteliğindeki bilgileri başkalarına açıklamama, bu bilgilerden kendi menfaati için yararlanma, üç yıl boyunca rakip durumdaki bir firma veya şirkette çalışmama veya rakip firma kurmama taahhüdünde bulunduğu, 24.01.1994 tarihinde de Çıkar Çatışmaları-İş Ahlak Politikaları adlı belgeyi imzaladığını 30.09.1994'de işten ayrılıp davalı şirkette çalışmaya başladığını ve müvekkilinin ürettiği Scotch Brite bulaşık süngerine benzer süngeri Smart markasıyla, yine müvekkili tarafından el değmeden bulaşık yıkamaya özgü bir bulaşık yıkama aygıtını üreterek piyasaya sunduğunu, sözleşmesel rekabet hükümlerine uyulmadığını, rakip firma niteliğinde olan davalı şirketin davranışının TTK.nun 57/5-10 maddelerinin ihlali niteliğinde olduğunu iddia ederek haksız rekabetin tespiti ile önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, Çıkar Çatışması-İş Ahlakı Politikaları belgesinin davalı M. Sinan Gülener'e manevi baskı ile imzalatıldığını, davalı şirketin 01.12.1993'den beri davacı ile ticari ilişkilerinin bulunduğunu, fason üretim yaptığını, yazışmaları davalı M. Sinan Gülener'in yaptığını, müvekkili şirketin Smart ibareli marka tescil belgesi ve Mekanik Temizlik ürünleri hakkında tasarım tescil belgesi aldıktan sonra tutumunu değiştirdiğini, ticari sırrın söz konusu olmadığını aynı ürünlerin piyasada 15-20 firma tarafından üretildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının davalının bildiği hangi sırrı kullandığına dair bir açıklık getiremediği, davalı şirketin davacı adına fason üretim yaptığı, ticari sır kavramının en önemli unsuru olan toplumun bilgisi dahilinde olmama veya rakip firmaca bilinmeme şartının oluşmadığı, davacının ticari sır nedeniyle imal ettiği ürünlerin farklılığını açıklayamadığı, davalı Mehmet'in salt rakip firmada çalışmasının haksız rekabet teşkil etmeyeceği davalı şirketin tescilli marka ve tasarım belgesine istinaden üretim yaptığı, bu belgelerin geçerliliğini koruduğu sürece eylemlerinin haksız rekabet oluşturmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili ve katılma suretiyle davalılar vekilince temyiz edilmiş, Dairemizce onanan karara karşı davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1- Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, dava haksız rekabetin tespiti ve önlenmesine ilişkin olup, davacı ile davalı şirket markalarının ve keza davalı şirket endüstriyel tasarımının tescilli olması ve tescil süresince haksız rekabetin söz konusu olmaması ve davacı tarafın davalı şirketin marka ve tasarımını tescil ettirildiği şekilden başka surette kullanıldığını iddia etmemesine göre davacı tarafın bu yönlere ilişkin haksız rekabet iddiası dinlenemez ise de, davacı taraf diğer iddialarının yanı sıra, davalı şirketin davacı şirket tarafından meşhur ve maruf hale getirilen ürün ambalajını da taklit ettiği ve bu hususun da iltibasa neden olduğu iddiasını da ileri sürdüğüne ve mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda da ürün ambalajları arasında bu yönden bir benzerliğin bulunmasından söz edildiğine göre, mahkemece davacı tarafın davalı şirkete yönelik bu haksız rekabet iddiası üzerinde durularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususun gözden kaçırılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmadığından davacının bu yöne ilişkin karar düzeltme itirazının kabulüyle Dairemizin onama ilamının ortadan kaldırılarak yerel mahkeme kararının davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı şirket vekilinin arar düzeltme itirazının kabulü ile, Dairemizin 2004/7827 esas, 2005/5755 karar ve 02.06.2005 tarihli ilamının ortadan kaldırılarak, yerel mahkeme kararının davalı şirkete yönelik olarak davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme peşin harcının isteği halinde karar düzelme isteyene iadesine, 28.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy