(1086 S. K. m. 9, 21) (6762 S. K. m. 54, 56)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 13. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 18.07.2005 tarih ve 2005/513 - 2005/425 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Y. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılarından A.'in müvekkili şirketin proje müdürü iken, diğer davalı şirketin kurucusu olduğunu, 07.01.2003 tarihli ticaret sicili ilanından öğrendiklerini, davalı şirketin maksat ve konularının aynı olduğunu, benzer katalog kullandıklarını, benzer internet sitesi açtığını, değişik iş delil tespiti yaptırdıklarını ileri sürerek, 1.000.000.000.-TL maddi ve 5.000.000.000.-TL manevi tazminatın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, yetki itirazın bulunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, haksız eylemin işlendiği yer ile davalıların adresinin Ankara olduğu, İstanbul Mahkemelerinin yetkisi için bir neden ve delil bulunmadığı gerekçesiyle, yetkisizlik kararı verilmiştir.
Kararı, davacı vekilleri temyiz etmiştir. Dava, haksız rekabete dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, her iki davalı bakımından da, HUMK. nun 9 uncu ve 21 inci madde hükümlerine dayalı olarak, yetkisizlik kararı verilmiştir.
Oysa, davalılardan A. T. K.'ye dava dilekçesi 11.05.2005 tarihinde tebliğ edilmiş olup, yanıt dilekçesi 28.06.2005 tarihinde havale edilmiştir. Anılan davalı bakımından esasa cevap süresi geçirilmiş olup, bu hususun esasen mahkemece de resen gözetilmesi de gerekmektedir. Bu itibarla, mahkemece, bu davalı bakımından esasa girilmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu davalı bakımından da yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Diğer davalı bakımından verilen yetkisizlik kararı da doğru olmamıştır. Zira, internette yer alan sitede davalıların haksız eylemi işledikleri iddiası, İstanbul'da noter aracılığı yaptırılan tespite dayanmaktadır. İddianın doğruluğu halinde eylemin İstanbul'da işlendiğinin kabulü gerekeceğinden, HUMK. nun 21 inci maddesi uyarınca doğru yer mahkemesinde dava açılmış olacaktır. Bu itibarla, davalıların eylemlerinin, şirketin adresi itibariyle Ankara'da işlendiğinin kabulü ilke olarak doğru değildir. Haksız eylemin etkileri ve sonuçları İstanbul'da da ortaya çıktığından, Ankara'da başlanan eylem, bilgisayar ortamında, İstanbul'da da işlemiş olmaktadır. Bu itibarla, dava dilekçesi tebliğ edilemeyen davalılardan şirket bakımından, yanıt dilekçesi her halükarda süresinde verilmiş olup, mahkemece bu davalı bakımından, doğru yer mahkemesinde dava açıldığı gerekçesiyle esasa girilmesi sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile İstanbul bakımından mahkemenin yetki kazanmasını gerektirecek bir neden ve delil bulunmadığı sonucuna varılması doğru olmamış, hükmün davalılardan şirket bakımından bu nedenle, diğer davalı yönünden ayrıca kabul şekli bakımından aynı bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy