(2004 S. K. m. 45) (1086 S. K. m. 287)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 15.04.2005 tarih ve 2001/1736 - 2005/204 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalılardan DS Deniz Sigorta Aracılık Hiz. Ltd. Şti. vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20.02.2007 gününde davalılardan DS Deniz Sigorta Aracılık Hiz. Ltd. Şti. avukatı Musa B. gelip, diğer davalı ve davacı avukatı tebliğe rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali O. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin acentelik sözleşmesi gereğince oluşan borcunu ödemediğini, diğer davalıların sözleşmeye müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imza koyduklarını ileri sürerek, 67.896.470 TL'nın reeskont oranı üzerinden temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı şirket vekili, sözleşmede şirkete yapılacak ödemenin şekil ve şartlarının düzenlendiğini, eldeki davanın bilanço düzenlemek amacıyla açıldığını, sözleşmenin haksız nedenlerle feshedildiğini, borç miktarının müşteri ve poliçe bazında dökümü yapılmadığını, müvekkilinin ödemelerinin hesaba geçilmediğini, komisyon ve vergilerin düşülmediğini, müşterilerin doğrudan ödemelerinin göz önüne alınmadığını ve iptal edilen poliçeler için dahi borç çıkarıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar yanıt vermemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında imzalanan 03.04.2000 tarihli acentalık sözleşmesinin 31.12.2001 tarihi itibarıyla davacı yanca tek taraflı olarak feshedildiği, sözleşmenin 15 ve 16. maddelerinde prim taksitlerinin ne şekilde yapılıp davacıya ödeneceğinin ve hesap mutabakatsızlığı durumunda da davacı şirket kayıtlarının delil niteliğinde olduğunun benimsendiği, davalı gerçek kişilerin kefaletinin 250.000.000 TL ile sınırlı tutulduğu, dava tarihi itibarıyla davalı acentanın 43.648.590.462 TL vadesi gelmiş borcu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı D.S. Deniz Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dilekçesinde, borçlu acentanın borçlarına teminat oluşturmak amacıyla 15.000 YTL'lık ipoteklerin mevcut olduğu belirtilmiştir. Mahkeme kararında da 25.000 YTL'lık ipoteğin varlığından söz edilmiştir.
İİK. nun 45. maddesine göre rehinde temin edilmiş bir alacağın borçlusu hakkında yalnız rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılabilir. Ancak, rehin tutarı borcu ödemeye yetmediği takdirde kalan alacak için takip yapılması mümkündür.
Yasa'nın bu amir hükmü gözetildiğinde, davacının da kabulünde olan ipoteğin varlığına nazaran tüm alacak için açılan davada belirlenen alacağın tümünün tahsiline karar verilmesi, İİK'daki borçlu lehine düzenlemeye aykırıdır. O halde mahkemece, ipoteğe ilişkin belgelerin getirtilip miktarının tespit edilmesi ve acentanın borcundan ipotek miktarı dışındaki alacak açısından hüküm kurulması gerekir iken yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2- Yanlar arasındaki acentalık sözleşmesinin feshi üzerine davalı acentanın uhdesinde kalan ve davacının alacağını oluşturan tutarın saptanmasında yanlar arasındaki acentalık sözleşmesinin 17/son maddesi gereğince davacı şirketin kayıtlarının HUMK. 287. maddesinde düzenlenen münhasır delil sözleşmesi çerçevesinde delil olarak kabul edileceği benimsenmiştir. Kural olarak böyle bir delil sözleşmesinin varlığı halinde uyuşmazlığın çözümlenmesinde davacıya ait defter ve kayıtların esas alınması asıl ise de, bu husus aynı konuda acentanın yasal delillerini karşı delil olarak sunma olanağının ortadan kaldırmaz. Özellikle davacı şirketten sadır davalı elindeki delillerin mahkemece gözetilmesi zorunludur.
O halde, mahkemece, taraflar arasındaki acentalık ilişkisinin devamı sırasında ve fesihten sonra davalı acenta tarafından üretilmiş poliçelerin liste halinde davalıdan istenip davacı kayıtları ile örtüştüğü (özellikle davacının kayıtlarına intikal etmemiş fakat davalı acenta tarafından uhdesinde tutulmuş olmakla beraber bu poliçeler için tahsil edip davacıya intikal ettirdiği primler varsa davacı kayıtlarında görünmezse dahi, primleri kabul edilmiş olmakla geçerliliği benimsenmiş poliçeler) oranda prim taksitleri, davalının komisyonları ve ödemeye ilişkin yasal delilleri ibraz ettirilip, aralarında sigorta muhasebesi konusunda uzman bilirkişinin de bulunduğu kuruldan alınacak ve davalının itirazlarını karşılayacak niteliğe sahip rapor ile saptanıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken, eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması da bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA; takdir edilen 500.00.-YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalı DS Demir Sigorta Aracılık Hiz. Ltd. Şti.'ne verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy