(2918 S. K. m. 109) (Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları m. 10)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 02.06.2005 tarih ve 2003/308-2005/406 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkilinin aracının ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğunu, bu aracın kazaya karıştığını, sürücünün kaza tespit tutanağında tam kusurlu olarak gösterildiğini, zarar görenin sigortacısının açtığı dava sonucu tazminat ödediğini, hem kazanın hem de davanın davalıya ihbar edildiğini, davalının ödenen zararın 3 milyar TL kısmından sorumlu olduğunu ileri sürerek, bu meblağın 30.06.2000 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, istemin zamanaşımına uğradığını, kaldı ki müvekkil sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı bulunduğunu, temerrüde düşürülmediğini, asıl davada yasal faize hükmedildiği, avans faizi talep edilmesinin yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait aracın davalı nezdinde ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesiyle sigortalı olduğu, 10.05.2000 tarihinde kazaya karıştığı, davacının, aleyhine açılan dava sonucu karşı araç zararını ödediği, 750.000.000 TL'nin trafik sigortacısı tarafından karşılandığı, 3 milyar TL'lik kısmından davalının sorumlu olduğu, kazanın ihbar edildiği, ödeme tarihi olan 30.06.2000 tarihinden itibaren faizden sorumlu olduğu gerekçesiyle, 3 milyar TL tazminat ve 6.724.850.000 TL işlemiş faizin asıl alacağa dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi yürütülmek suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, KTK.nun 109 uncu maddesinde motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu haklarının, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edebilecekleri kimseyi öğrendikleri günden itibaren iki yılda zamanaşımına uğrayacağının düzenlenmiş olmasına, davacının, ödeme yaptıktan sonra zamanaşımı dolmadan dava açmış bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, üçüncü kişi zararını ödeyen işletenin ödediği tazminatın aracın ihtiyari mali mesuliyet sigortacısından rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davacıya ait, davalı nezdinde ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesiyle sigortalı aracın kazaya karıştığı, hasara uğrayan üçüncü kişi aracının kasko sigortacısının davacı ve sürücü aleyhine açtığı tazminat davasının kabul edilerek kesinleştiği, işleten davacının üçüncü kişi zararını ödediği hususları çekişmesizdir. Dosya kapsamı ve zarar gören aracın kasko sigortacısı tarafından açılan davada hükmedilen tazminat miktarından zararın, trafik sigorta poliçesi limitini aştığı, davalı ihtiyari mali mesuliyet sigortacısının da sorumluluğunun doğduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, davacı, aleyhine açılan dava sonrasında İMMS Genel Şartları'nın 10/e maddesinde düzenlenen ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek 17.01.2002 tarihi itibariyle bu davadan davalıyı da haberdar etmiştir. Aynı genel şartların 10/f maddesinde sigorta ettiren aleyhine dava açılması halinde poliçede yazılı limitlere kadar davayı takip etmenin sigortacıya ait bir yükümlülük olduğu düzenlenmiştir. Genel şartlar ve diğer düzenlemelerde ihtiyari mali mesuliyet sigortacısının temerrüdüne ilişkin özel bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durum karşısında, davalının üçüncü kişinin açtığı davadan davacının ihbarıyla haberdar olduğu, bu tarih itibariyle temerrüde düştüğü kabul edilerek sorumluluğunun belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde zarar gören aracın kasko sigortacısının halef olduğu tarihin temerrüt tarihi kabul edilerek hesap yapılması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy