(556 S. KHK. m. 7)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.05.2005 tarih ve 2004/457-2005/323 sayılı kararın Yargıtay incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20.02.2007 gününde davacı avukatı Mustafa U. ile davalı avukatı Zeynep Ü. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar A. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin menşe ülke Almanya ve başka ülkelerde 2000 yılından bu yana tescilli olan G-MOTION ibaresinin tescili için Madrid Protokolü'ne göre yapılan başvurunun davalı kurumca dava dışı Siemens AG'ye ait önceden tescilli Motion markasından dolayı 556 sayılı KHK.'nin 7/1-6 maddesi gerekçe gösterilerek kısmen reddedildiğini, oysa müvekkilince anılan işarete kullanımla ayırt edicilik kazandırıldığı gibi dava dışı marka sahibinin de tescile izin verdiğini ileri sürülerek, yeniden inceleme değerlendirme başvurunun reddine dair 26.07.2002 gün ve M-1358 sayılı kararın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, mübrez belgelere ve toplanan kanıtlara dayanılarak, Motion ibaresinin tanımlayıcı ve herkesçe kullanılabilir bir ibare olmadığı, başvuruya konu işaretin esas unsuru olan bu ibare ile önceden tescilli marka esasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunması nedeniyle iltibas veya iltibas tehlikesi üzerinde durulmasının gerekmediği, tanınmış marka veya kullanımla ayırt edicilik kazandırılmış marka iddialarının ispatlanamadığı, dava dışı marka sahibince verildiği bildirilen tescile izin işleminin 556 sayılı KHK.'nin 7/1-6 maddesindeki kamu düzenine ilişkin mutlak-tescil engelini ortadan kaldıramayacağı, esasen başvurma sırasında böyle bir iznin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Hükme dayanak yapılan bilirkişiler raporuna yönelik olarak davacı vekilince verilen 27.05.2005 tarihli dilekçede belirtilen iddia ve istemler üzerinde durularak, davacının başvuruya konu G-Motion markasının bir bütün olarak kullanımla ayırt edici hale gelmediği sabit ise de, başvurudaki G ibaresinin davacının muhtelif markalarında kullanımı sonucunda ayırt edici hale getirildiği, anılan ibarenin markanın diğer bileşeni Motion ibaresi gibi esas unsura dönüştüğü ve dava dışı Siemens'e ait Motion markalı ürünler ile başka işletmelerin ürünlerinden ayırt etmeyi sağladığı, reddedilen sınıftaki emtiaların alıcılarının özel ve ileri bilgi-uzmanlık düzeyleri dikkate alındığında azami dikkatli ve seçici davranacak olmaları nedeniyle iltibas tehlikesi bulunmadığı hususlarının incelenerek değerlendirilmesi sonucu başvuruya konu işaretin G ibaresinin marka hukuku ilkeleri ve kriterleri karşısında ayırt edici niteliğe kavuşup kavuşmadığının saptanması gerekirken, değinilen yönler yeterince açıklığa kavuşturulmadan eksik incelemeyle hüküm konulması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 500.00.-YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy