(6762 S. K. m. 119)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 6. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 05.07.2005 tarih ve 2002/860 - 2005/500 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili nezdinde nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı plastik hammadde emtiasının, Almanya'dan Türkiye'ye davalının acenteliğini yaptığı taşıma sırasında hasarlandığının tespiti üzerine müvekkilince sigortalısına 2.479.349.664.-TL ödeme yapıldığını ileri sürerek, bu meblağın rücuan tazminini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taşıma ile ilgilerinin bulunmadığını, taşıyıcının acentesi olduklarının kanıtlanması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlar göre, dava konusu taşımaya ilişkin 74410 nolu CMR senedinde davalının taşıyıcı olarak adının geçmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma sigorta poliçesine dayalı rücuan tazminat alacağına ilişkindir.
Dava, davalıya acente sıfatının bulunduğu ileri sürülerek, taşıyana izafeten açılmış olup, çekişme, davalının acente sıfatıyla taşıma işinde yer alıp almadığı noktasında toplanmıştır.
Mahkemece, davacının bu hususu kanıtlayamadığı, taşıma ile davalı arasında bir ilgi kurulamadığı sonucuna varılmıştır.
Oysa, Gümrük Müdürlüğü'nün verdiği cevaplardan birinden, davalının gümrük beyan özetinde bulunduğu anlaşılmakta olup, Gümrük Müdürlüğü buna ilişkin belgeyi mahkemeye gönderirken, üst yazıda, bu belgeden acente tarafından düzenlenen özet beyan olarak söz etmiştir. Gümrük Özet Beyan formundaki unvan ve adres, davalının dava dilekçesindeki unvanı ve adresi ile aynıdır. Mahkemece, bu belgenin tartışmasız bırakılması doğru olmamıştır. Öte yandan, dava dilekçesine ekli fatura fotokopisinden, davacının sigortalısından, ordino ücreti tahsil ettiği anlaşılmakta olup, bu belgenin davalının acente sıfatıyla hareket edip etmediğine ilişkin bir kanıt sayılıp sayılmayacağı üzerinde mahkemece hiç durulmamıştır.
Diğer yandan, 74410 nolu CMR senedinin, gümrükte gönderilen ancak aslının bulunmadığı bildirilen fotokopisinin 13 ve 18 nci bölümlerinde davalının unvanının yazılı olduğu, davalı kaşe ve imzasının bulunduğu iddia edilmiş olup, gerçekten de belgenin arka ve ön yüzünün birbirine karıştığı fotokopisinden bunlar kısmen anlaşılmakta ve görülmektedir. Bunun kesinliğe kavuşması için, davacının sigortalısı şirketten belge aslının bulunup bulunmadığının sorulması, varsa ibraz ettirilmesi için davacı talepte bulunmuş olup, bu husus da yerine getirilmemiş ve değerlendirilmemiştir.
Bu durumda, açıklanan yönlerden eksik incelemeye dayalı hükmün, davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy