(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 30.03.2005 tarih ve 2003/250-2005/171 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili kooperatifin üyesi olan davalının 3.150.000.000 TL aidat borcunu ödemediğini, alacağın faiziyle birlikte tahsili için başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, kooperatife borcu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi göre, kooperatif kayıtları doğrultusunda üyelerin 31.12.2002 tarihine kadar ödemesi gereken miktar 13.897.000.000 TL olduğu halde davalının 10.747.000.000 TL ödeme yaptığı, bakiye borcunun 3.150.000.000 TL olduğu, davalının takipten önce temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının icra takibine itirazının 3.150.000.000 TL üzerinden iptaline, takibin asıl alacak miktarı üzerinden devamına, bu meblağa takip tarihinden itibaren %120 temerrüt faizi uygulanmasına, icra-inkar tazminatı talebi ve fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, aidat borcundan kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Karara esas alınan bilirkişi raporunda kooperatif kayıtlarına göre, 31.12.2002 tarihine kadar en çok aidat ödeyen üye ile davalı üyenin ödemeleri arasındaki fark davalının bakiye borcu olarak hesaplanmış ve bu miktar üzerinden takibe itirazın iptaline karar verilmiştir. Dava konusu döneme ilişkin genel kurul kararları doğrultusunda davalının takip tarihi itibarıyla aidat ve varsa işlemiş faiz borcunun hesaplanması gerekirken hatalı hesaplamaya dayalı yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy