(6762 S. K. m. 599, 690)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.04.2005 tarih ve 2000/500-2005/206 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hüseyin Kalan vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı Hüseyin Kalan'ın müvekkil kooperatiften hiçbir alacağı bulunmadığı halde toplam 7 milyar TL bedelli üç adet sahte senet düzenleyerek senet metninden doğan def'i ve itiraz hakların kullanılmasını önlemek amacıyla diğer davalı arkadaşına ciro ettiğini, bu davalının icra takibinde bulunduğunu, davalı Hüseyin Kalan ile müvekkili arasında ticari bir işlemin bulunmadığını, ortak olmadığı halde sahteciliklerle yönetim kuruluna seçildiğini, senetteki imzaların kooperatifi bağlamayacağını, diğer davalının bu durumu bildiğini, kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, icra takibine konulan senetlerden dolayı müvekkilinin davalılara borçlu bulunmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatına mahkum edilmelerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hüseyin Kalan vekili, iddiaların yersiz olduğunu, senetlerin sahte olmadıklarının takipsizlik kararı ile ortaya çıktığını, davacının ticari defterlerinin düzgün tutulmadığını, müvekkilinin ortak olarak genel kurula katılıp yönetim kurulu yedek üyeliğine seçildiğini, ciroyu usulüne uygun şekilde yaptığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, sahteciliği ve davacı ile diğer davalı arasındaki mal alış verişinin müvekkili ilgilendirmediğini, ciro yoluyla senede hamil olduğunu, yakın arkadaş olmanın iyi niyeti ortadan kaldırmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunmalar, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığa konu senetlerin davacı kayıtlarında yer almadığı, davalıların ortaklığına dair bir kaydın da bulunmadığı, davalı Hüseyin Kalan'ın mal karşılığı aidat ödemek suretiyle üyeliğe kabulü yönünde bir karara rastlanılmadığı, 3.2.1998 tarihinde yapılan yönetim kurulu toplantısının 11 inci maddesinde aidat ödemeyin üyeler arasında adının geçtiği, başka yazılı belge ve kaydın olmadığı, davalının senetlere karşı mal verdiği savunmasında bulunmuş ise de bunu tevsik edemediği, ortaklığının da olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, icra dosyasında takibe konulan toplam 7 milyar TL tutarlı üç adet senetten dolayı davalılara borçlu bulunmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı Hüseyin kalan vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı Hüseyin Kalan vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Uyuşmazlığa konu bonoların keşidecisinin davacı, lehdarının davalı Hüseyin Kalan, hamilinin ise diğer davalı Menderes Küçükcan olduğu ve unsurları itibariyle geçerli bulundukları hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davacı taraf, bonoları kötü niyetli olarak ciro yoluyla devir aldığı iddiasıyla hamil durumundaki Menderes Küçükcan'ı da dava etmiştir. TTK.nun 690 ncı maddesi yollamasıyla aynı Yasa'nın 599 uncu maddesine göre bir değerlendirme yapılmadan bu davalı hakkında da davanın kabulü yönünde hüküm kurulması yanlış ise de karşı temyiz olmadığından bu durum, bozma nedeni yapılmamıştır. Dava konusu bonolar, bedeli malen ahzolunmuştur kaydını içermektedirler. Bu kaydı içerecek şekilde keşide edilmiş kambiyo senetlerinin, karine olarak teslim alınan mal karşılığında düzenlendiğinin kabulü gerekir. Davacı taraf, bu bonoların karşılığında davalının kendisine mal teslim etmediğini ve borçlu bulunmadığını usulen kanıtlamalıdır. Bu hususta tanık dinlenmesi de mümkün değildir. Sunulan kanıtlar, kambiyo senedini hükümden düşürecek şekilde davalı tarafı bağlayıcı nitelikte olmalıdır. Öte yandan, davacı kooperatifin defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmamış bulunması ve kayıtlarda yer verilmemiş olmaları, kambiyo senedi niteliğinde bulunan bonoların geçerlilik ve bağlayıcılık vasıflarını etkilemez. Bu durum karşısında, uyuşmazlığın çözümünde ispat yükünün davacı tarafa ait olduğu, bonolar nedeniyle kendisine mal teslim edilmediğini davalıyı bağlayıcı kanıtlarla ispat etmesi gerektiği dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Hüseyin Kalan vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle kararın mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı Hüseyin Kalan'a iadesine, 04.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy