(818 S. K. m. 41)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Şebinkarahisar Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20.06.2005 tarih ve 2004/2-2005/70 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalının ortağı bulunduğunu, yaklaşık iki yıl önce kur'a sonucu düşen iş yerinin teslim edildiğini, yine yaklaşık bir yıl önce anılan bu iş yerinde çatlamalar ve döküntüler meydana gelmeye başladığını, tespit yaptırıldığını, zararın giderilmesi yönünde davalılara yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, 10.000.000.000 TL nin faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif temsilcileri, iş yerlerinin sorunsuz teslim edildiğini, davacının bir takım tadilatlar yaptığını, çatlama ve çökmelerin bundan kaynaklandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket temsilcisi, istemin zamanaşımına uğradığını, inşaatın projesine uygun yapıldığını, bakanlıkça gerekli denetimler yapılarak teslim edildiğini, alt yapı işlerinin başka firmaca yerine getirildiğini, davacının sonradan tadilatlar yaptığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı Sanayi ve Ticaret Bakanlığı temsilcisi, müvekkiline husumet düşmeyeceğini, kredilerin geri ödenmesi dışında temsilcisi bulunduğu Bakanlığın kontrol yetkisi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıya teslim edilen iş yerinde çökmeler ve çatlamalar olduğu, bu hasarların tamamen yağış ve diğer suların tahliye edilmemesinden kaynaklandığı, inşaat yapımında bir aksaklığın bulunmadığı, geçici ve kesin kabullerinin olduğu, orta bloktaki dükkanlarda böyle bir zararın gerçekleşmediği, konumundan kaynaklandığı, suların drenajına ilişkin sözleşmede ve projede hüküm bulunmadığı, davalıların hasarın oluşumunda sorumluluklarının kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, iş yerlerinin, davalı kooperatifle akdedilen sözleşme uyarınca diğer davalı şirket tarafından yapılmış olmasına, davacının, aralarında bir hukuki ilişki bulunmayan davalı şirkete başvurma hakkının bulunmamasına, davalı Bakanlığın da bu sözleşmeye taraf olmamasına, inşaatların yapımına ilişkin olarak denetim ve gözetim yükümlüğünün bulunmamasına ve bu yükümlülüğün tamamen davalı kooperatifte olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kooperatif ortaklığı nedeniyle teslim edilen iş yerinin kötü ve ayıplı yapıldığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davalı kooperatifin inşa ettirdiği ve davacıya teslim ettiği iş yerinin tabanında çökmeler olduğu ve duvarlarında ayrışmaların bulunduğu, 21.09.1992 tarihli sözleşmeyle işyerlerinin diğer davalı inşaat şirketi tarafından yapıldığı hususları çekişmesizdir. Hasarın, davacının iş yerinin bulunduğu alanı kapsayan taban suyunun drene edilmemesinden kaynaklandığı da bilirkişi raporlarıyla belirlenmiştir. Yapı kooperatifi, akçalı yükümlülüklerini yerine getiren ortağına amaca uygun iş yeri veya konut vermek zorunda olup, teslim ettiği iş yeri veya konutun ayıp ve eksikliklerinden sorumludur. Bu durum karşısında, davalı kooperatifin yeterli proje üretmeden ve gerekli tedbirler almadan iş yeri inşa ettirip teslim ettiği, bu nedenle meydana gelen zarardan sorumlu olduğu kabul edilerek taraf kanıtlarının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin tazminatın belirlenmesine yönelik bilirkişi raporlarının çelişkili olduğuna yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle tazminatın belirlenmesine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy