(6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 13. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11.11.2004 tarih ve 2003/1314-2004/568 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacının TTK.nun 1301 inci maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraf aleyhine açtığı rücu davası sonucunda mahkemece davalı Axa Oyak Sigorta A.Ş hakkındaki davanın işlemden kaldırılmasına, diğer davalılar hakkındaki davanın reddine dair tesis edilen hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigortasından kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda davacı nezdinde sigortalı araç ile davalıların malik ve sürücüsü bulundukları aracın kaza yaptıkları, davacının, sigorta poliçesi uyarınca dava dışı sigorta ettiren Atılay Çakır'a hasar tazminat ödediği, rücuen tahsili için davalılar aleyhine icra takibi başlattığı, itiraz sonucu duran takibin devamı için bu davanın açıldığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davalılar vekili, sürücünün yaralanması ve araç hasarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile tüm hakların karşılığı olarak 750.000.000 TL olarak alındığına ve müvekkillerinin ibra edildiklerine dair zarar gören sigortalı Atılay Çakır ile sürücü imzalı ibraname sunarak davacının rücu hakkının bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece savunma doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, sigortalı aracın pert total seviyesinde hasarlandığı, bilirkişi raporunda açıklandığı üzere salt araç zararının 2.200.000.000 TL olduğu dikkate alındığında kazadan kısa bir süre sonra düzenlenen bu ibranamenin, gerçek zarar ödemeye yönelik bulunmadığının ve bu anlamda geçerli olmadığının kabulü gerekir. Bu itibarla anılan bu belge, ödenen miktar itibariyle makbuz niteliğindedir. O halde, davacının rücu hakkının bulunduğu dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy