(1086 S. K. m. 38) (2675 S. K. m. 24) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12.05.2005 tarih ve 2003/1790 - 2005/275 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D.C. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında sigorta sözleşmesi akdedildiğini, davalının 31.07.1999 tarihine kadar olan prim borçlarını ödemekle birlikte bu tarihten sonra ödeme yapmadığını, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin poliçe düzenleme hak ve yetkisi bulunmadığını, bu nedenle prim tahsilatı yapamayacağını, davacının bir alacağı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının sigorta sözleşmesinin tarafı olmadığı, tellallığını yaptığı sigorta sözleşmesinden doğan prim borcunu takip konusu yaptığı, prodüktörlerin sigorta şirketleri adına prim tahsil edemeyeceği, CMR Sigorta Sözleşmesi Genel şartları gereğince sigorta sözleşmesini yönetime yetkili sigorta şirketinden alınmış bir yetki belgesi bulunmadığından davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, sigorta prim alacağının tahsili için başlatılan İcra takibine itirazın iptaline ilişkindir.
Davacının tellal sıfatıyla aracılık ettiği 05.12.1997 tarihli CMR poliçesinin sigorta ettireni davalı ... - ... GmbH, sigortacısı ise ... Niyana şirketidir. Sigorta poliçesinin sigorta ettireni ve tellalı yabancı olup, 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24. maddesine göre sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açık olarak seçtikleri kanuna tabidir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, yürürlükte olan Sigorta Prodüktörleri Yönetmeliği'nin 14. maddesi gereğince, tellal olan davacının prim tahsil edemeyeceğinin hükme bağlandığı, sigorta sözleşmesinin yönetiminin dava dışı şirkete bırakıldığı, davacının da bu şirketten yetki belgesi almadığından bahisle davacının aktif dava husumetine ehil olmadığı tespit edilmiştir.
Taraflar arasında akdedilen sigorta sözleşmesinin 1995 tarihli CMR Genel Şartları ile geçerli olacağı kararlaştırılmıştır. Anılan genel şartlar gereğince davacı firma sigorta primlerini tahsilata yetkili kılınmıştır. Zeyilname ile CMR 1998 Genel Şartları da geçerli kabul edilmiş olup, anılan genel şartlar uyarınca Alman yasa ve mevzuatının geçerli olacağı hususunda taraflar mutabık kalmışlardır. Bu nedenle davacının, dava konusu sigorta sözleşmesinden kaynaklanan prim tahsiline yetkili olup olmadığı Alman Hukuku dikkate alınarak belirlenecektir.
O halde mahkemece, davacının prim tahsilatına yetkili olup olmadığının Alman Hukukuna göre değerlendirilip, uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde Türk Hukuku uygulanarak davacının aktif dava husumetine ehil olmadığına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy