(CMR m. 2, 4, 23, 25, 29) (6762 S. K. m. 786)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Mersin Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 29.4.2005 tarih ve 2003/730 - 2005/213 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Abdullah Turgut tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin Hırvatistan'daki alıcı firmaya sattığı karpuz emtiasının taşıma işini davalıların üstlendiğini, davalıların 4 gün olarak kararlaştırılan taşıma süresini aşarak, 9 günde alıcısına hasarlı olarak ulaştırıldığını, emtia bedelinin alıcı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, 5.665,5 EURO emtia bedelinin temerrüt faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, hasarın uygun araç kullanılmaması nedeniyle oluştuğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, malın sağlam olarak teslim edildiği, taşımanın gecikmeli olarak yapıldığı, hasarın emtianın % 70'i oranında olduğu, davalıların sorumluluktan kurtulma yönünde delil sunamadıkları, faturaya göre emtianın bedelinin 5.665,5 EURO olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüyle, 3.920 EURO'nun temerrüt faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan diğer temyiz İtirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacı şirket tarafından gönderilen emtianın, davalılar tarafından kara yolu ile taşındığı sırada, meydana gelen hasar nedenine dayalı tazminat İstemine ilişkindir.
Dava konusu taşımanın Türkiye-Hırvatistan arasında gerçekleşmesi nedeniyle, tazminat miktarının hesaplanmasında, CMR.'nin 25 nci maddesi yollamasıyla, 23/1, 2 ve 4 ncü maddesi hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. CMR.'nin 23/1 nci maddesine göre tazminat, yükün taşınmak üzere kabul edildiği yer ve zamandaki kıymetine göre hesap edilir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, yükün varma yerinde teslimi sırasında % 70 oranında hasarlı olduğunun tespit edildiği belirtilmiş, mahkemece, taşınan emtiaya ilişkin fatura bedelinin %70'i olan 3.920 EURO'nun davalıların sorumluluğunda olduğu kanaatiyle karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, davacının talep edebileceği tazminat miktarının tespitinde CMR.'nin 25 ve 23 ncü maddeleri dikkate alınarak, gerçek zararın tespiti amacıyla, bilirkişilerden denetime elverişli ek rapor alınması gerekirken, eksik inceleme ile yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, CMR.'nin 23/7 nci maddesine göre, taşıyıcının yükün kısmen veya tamamen kaybından dolayı sorumluluğunun sınırının, karar tarihindeki SDR kuru esas alınarak belirlenmesi gerekmektedir. O halde, mahkemece, bu yönden de bilirkişiden ek rapor alınarak karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamıştır.
3- Diğer yandan, davalının sınırlı sorumluluk hallerinden yararlanamayacağına ilişkin aynı CMR konvansiyonunun 29 ncu maddesinin de somut olay bakımından tartışılması gerekmektedir.
Dairemizin 12.6.2000 tarih ve 4546-5446 sayılı ve 4.4.2005 tarih ve 6554-3112 sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, CMR Konvansiyonunun 29 ncu maddesinde taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun hangi hallerde uygulanmayacağı gösterilmiş olup, buna göre taşıyıcının kendi fena hareketinin veya kasdi fena harekete denk tutulan kusurundan meydana gelen hasar halinde, taşıyıcının sorumluluğunu sınırlayan veya ispat yükünü karşı tarafa yükleyen hükümlerin uygulama kabiliyeti kalmamaktadır.
Bu kusur ve kastın TTK. nun 786 ncı maddesinde geçen ağır kusur ve hile kavramlarına karşılık geldiğinin kabulü ile taşıyıcının bu hallerde sınırlı sorumluluktan yararlanamayacağı sonucuna varılmalıdır. Taşıyıcının zarar nedeni konusuna hiçbir açıklama yapmamış olması, kendisinin karine olarak sorumluluğunu sınırlama hakkını kaybetmiş sayılmasına yol açacağı ve davacının gerçek zararını karşılaması gerektiği de kabul edilmelidir.
Mahkemece, bu ilamlarda yapılan açıklamalar ve ilkeler çerçevesinde, davalının hukuki durumunun CMR. Konvansiyonunun 29 ncu madde hükmüne göre değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yön üzerinde durulmaması doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davalılar yararına BOZULMASINA, 05.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy