(6762 S. K. m. 1066, 1067)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nce verilen 19.07.2005 tarih ve 2004/4-2005/169 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin sigortalısı olan Erciyes Boru Dış Ticaret A.Ş.nin ihraç ettiği boru emtiasının müvekkili şirket nezdinde nakliyat hasarlarına karşı sigortalandığını, sigortalı şirket tarafından satılan emtianın Türkiye'den Belçika'ya götürülmek üzere davalıların sorumluluğunda M/V Normed İzmir adlı gemiye yüklendiğini, davalının sağlam olarak teslim aldığı malın gemiden indirildiğinde boruların yanlış ve özensiz yükleme ile buna bağlı olarak sürtünmeye maruz kalıp hasarlandığını, belirlenen toplam hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini ileri sürerek 41.163.000.000 TL'nın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın TTK.nun 1067. maddesi gereğince yükün teslimi tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerektiğini, konişmento kayıtları uyarınca taşıyanın yüklemede ve boşaltmada her hangi bir sorumluluğu bulunmadığını, emtianın gemiden hasarlı olarak tahliye edildiğine dair belgelerin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacının ödeme yaptığına dair belgeyi verilen kesin sürede ibraz etmediği, ödemenin sigortalıya yapıldığının bildirildiği ancak CIF satım nedeniyle zararın dava dışı alıcıya ait olduğu, bu nedenle ödemenin dava dışı alıcıya yapılması gerektiği, sigortalıya yapılan ödemenin halefiyet hakkını doğurmayacağı, ayrıca verilen kesin süreye rağmen davacının boşaltmaya ilişkin SOF belgesini ibraz etmediği, bu durumda boşaltmanın ve zarar ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığının da belirlenemediği, açılan davanın yasal şartlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, deniz yolu ile gerçekleştirilen taşıma sırasında yükte meydana gelen hasar nedeniyle davacı tarafından sigortalıya yapılan ödemenin rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmiştir. Oysa ki davacı tarafından sigortalıya yapılan ödemeye ilişkin olarak dosyaya sunulan 21.05.2004 tarihli makbuz ve ibranameye göre davacının sigortalısının haklarına halef olduğu anlaşılmıştır. Dava dışı sigortalı Erciyes Boru Dış Ticaret A.Ş.ne ait yurt dışı satıma konu mallar taşınması sırasında maruz kalabileceği rizikolara karşı anılan şirket tarafından sigortalanmıştır. Satıma ilişkin düzenlenen faturalardan satımın mallar karşılığı nakit olarak gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, sigortalının malları teslim etmesi halinde bedelini alabilecek olmasına göre sattığı malları sigortalamakta hukuken menfaati olduğu açıktır. Bu nedenle mahkemece sigorta ettirenin malı sigortalamakta menfaati olmadığı sonucuna varılması doğru olmadığı gibi ödeme belgesinin ibrazı için davacıya mahkemece verilmiş kesin bir süre bulunmadığı, 18.11.2004 tarihli celsede verilen kesin sürenin ödeme belgesine ilişkin olmadığı, yasal şartlara da uygun bulunmadığı anlaşıldığından anılan nedenlerle davanın reddi doğru görülmemiştir.
Öte yandan mahkemece, davacının sigortalı yükün boşaltılmasına ilişkin SOF belgesini ibraz etmediğinden boşaltmanın ne zaman yapıldığının anlaşılamadığı ve bu nedenle zarar ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığının da belirlenemediği hususu da davanın reddine gerekçe yapılmıştır. Oysa ki konuyla ilgili TTK.nun 1066. maddesinin son fıkrasında zamanında yapılmış bir ihbar veya tespitin olmaması hali taşıyanın malları konişmentoda yazılı olan halde teslim ettiği, şayet mallarda bir ziya veya hasar belirlenirse bu zararın taşıyanın sorumlu olmayacağı bir sebepten ileri geldiği şeklinde yorumlanmış, ancak bu karinelerin aksinin ispat olunabileceği de belirtilmiştir. Bu yasal düzenleme karşısında ziya veya hasarın ihbar edilmemesi veyahut tespit ettirilmemiş olmasının dava hakkını düşürmediği ancak taşıyan lehine bir karine doğurduğu, bunun aksinin de ispat olunabileceği anlaşıldığından dosyada mevcut hasarın varlığı ve niteliğini belgeleyen ekspertiz raporu ve Normed Denizcilik Taşımacılık ve Tic. A.Ş.nin 16.03.2004 tarihli faks yazısı içeriğinin anılan maddenin son fıkrası uyarınca değerlendirilmesi gerekirken sadece boşaltmaya ilişkin belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle zarar ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığının belirlenemediği gerekçesiyle de davanın reddi yerinde değildir. Buna göre mahkemece verilen red kararına dayanak oluşturan gerekçelerin hiç birinin yasal bakımdan geçerli olmadığı gibi dosya içeriğine uygun da bulunmadığı, dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile uyumlu olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, davacının delilleri değerlendirilerek davalı tarafça taşınan yükte meydana gelen hasardan davalının sorumlu olup olmadığının ve sorumlu olduğunun anlaşılması halinde buna ilişkin bedelin belirlenerek hüküm altına alınması gerekirken yazılı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy