(6762 S. K. m. 56, 57, 58) (818 S. K. m. 42) (1086 S. K. m. 286)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Silivri Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 03.05.2005 tarih ve 2002/51 - 2005/299 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 06.03.2007 gününde davacı avukatı Zeynep Aktürk ile davalı avukatı Özcan Bal gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2002 yılı başında yazılı ve görsel basında vermiş olduğu ilanlarla duyurmak suretiyle KDV YOK kampanyasını başlattığı ve kampanya için 330.000 USD tutarında yatırım yaptığını, söz konusu kampanya ile müşteri sayısının yaklaşık %27 oranında arttığını, 2002 yılına büyük ses getiren bir kampanya ile başlayan müvekkili şirketin bu atağının rakip konumundaki davalıyı rahatsız ettiği ve davalının 24.01.2002 tarihli Hürriyet, Posta ve Milliyet gazetelerinde ve değişik radyolarda yayınlanan ilanlarında halen devam etmekte olan davacı kampanyasını ima ederek BAZILARI KANDIRIR, MAXİ KAZANDIRIR
BİZDE KANDIRMACA YOK, SÖZDE İNDİRİM YOK, 50 MİLYONLUK LİMİT YOK,, BAZILARININ KDV YOK'LU FİYATLARI ibarelerine yer vererek, davacı şirketin Bahçelievler/İstanbul satış mağazasından alınmış olan yazar kasa fişini kullanmak suretiyle adeta müvekkili şirketi hedef göstererek haksız rekabet kurallarına ve mevzuata aykırı olarak ilan yayınlattığını, davalının ilan hazırlamadan önce seçmiş olduğu belli ürünleri davacıya ait mağazadan alarak uygulanan fiyatları öğrenip, aynı ürüne fiyat indirimi uygulamak suretiyle aynı sıra ile giriş yaparak yazar kasa fişi çıkarmak suretiyle her iki fişi ilanlarında karşılaştırmalı olarak kullandığını, davalının kasıtlı olarak birkaç üründe fiyat indirimi yapıp, tüm ürünlerinde aynı durum varmış imajı vermeye çalışırken müvekkili şirketi karalamasının açık bir kötü niyet göstergesi olduğu, davalının fiiline karşı Reklam Özdenetim Kuruluna başvuruda bulunulduğunu, bahsi geçen kurulca davalı ilanının bu haliyle yayımlanmaması gerektiği yönünde karar verildiğini, bu karar üzerine davalının ilanda bazı değişiklikler yaparak yayımlanmasını sürdürdüğünü, davalı eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğini, haksız rekabet nedeniyle Türkiye çapında önemli ölçüde güven ve itibar oluşturmuş müvekkili şirketin ticari itibarının zedelenip, müşteri kaybına uğradığını, müşterilerinin güveninin sarsıldığını ileri sürerek, haksız rekabetin men'ine, haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, (50.000.000.000) TL manevi ve (102.222.023.372) TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin serbest rekabet esasına dayalı ve Anayasal bir hak olan iktisadi rekabet hakkını kullanmak suretiyle ile iyiniyetli olarak ve objektif hüsnüniyet kuralları içerisinde reklamlarını yayınladığını, reklamlarında hiçbir fermanın isminin kullanılmadığı, dava konusu reklamda, fiyatları önceden artırıp, sonra devlete vergi ödenmediği için ucuz satılıyormuş gibi gösteren firmalara karşı tüketicinin uyarıldığı, kıyaslama için de MAXİ kullanıldığını, Reklam Özdenetim Kurulu kararının taraflar açısından hukuksal bir bağlayıcılığının ve müeyyidesinin bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar, bilirkişi asıl ve ek raporlarına nazaran, 50 Milyonluk Limit ve KDV Yoklu fiyatın sadece davacı Gima'nın uyguladığı pazarlama unsuru olduğu, davalı basın ilanında yer alan Bizde kandırmaca yok, sözde indirim yok, 50 milyonluk limit yok ifadelerinin doğrudan davacıyı hedef alıp, rakip firmayı aşağılayarak kötülediğini, söz konusu ifadelerin iş hayatında genel kabul gören dürüst rekabet ilkelerine de aykırılık içerdiği, davalı eyleminin TTK. nun 56. ve 57. maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği, davalının haksız rekabeti nedeniyle davacının elde etmekten mahrum kaldığı kar miktarının (83.841.582.221) TL olduğu, davalı şirketin reklamında davacı şirketi kötüler nitelikte ibareler bulunması, davacının reklam kampanyasını kötülemesi, davacı şirketin reklam harcamaları ve reklam kampanyasıyla elde etmek istediği sonucu elde etmesinin önlenmesi, davacı şirket müşterilerinin olumsuz etkilenmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde davacı şirketin davalıdan manevi tazminat talep hakkının bulunduğu gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulüyle (83.841,58) YTL maddi ve (25.000)YTL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalının gazetelere ilan vermek suretiyle davacının satış kampanyasını etkileyerek ona bir miktar zarar verdiğini kabul etmek gerekirse de, dosyada mevcut bilirkişi rapor ve ek raporlarından anlaşılacağı üzere davacının reklam kampanyasının başlamasından itibaren satışlarının sürekli artan bir trend de seyrettiğinden söz edilemeyeceği gibi, davalının ilanlarının davacı şirketin cirosu üzerinde açık bir etkisi bulunduğu da saptanamamıştır, davacının cirosundaki yükselmeler hafta sonlarına tekabül etmekte olup, bu olgu sektörün özelliği gereği normal sayılmalıdır, hafta içerisinde ise davacı cirosunda ciddi bir sapma görülmemiştir, bu durumda ortalama hesap yöntemine göre davacının zararının belirlenmesi, Mahkemeyi davacının nedensiz zenginleşmesine yol açacak hatalı sonuçlara götürebileceğinden benimsenemez.
Bu durumda mahkemece, davalı eylemi nedeniyle davacının zarara uğradığı kabul edilerek, zarar miktarının ispatlanmasındaki güçlükte gözetilerek Borçlar Kanunu'nun 42/II. maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi, manevi tazminatında bu yeni duruma göre takdiri gerekirken, yazılı şekilde hatalı bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Kabule göre de, davalı eyleminden etkilenen davacının satış kampanyası sadece (50.000.000)TL ve üzerinde mal alımlarında geçerli olup, salt bu miktarı aşan satışlara ilişkin cirodaki düşüş gözetilerek davacı zararının belirlenmesi gerekirken tüm satışlar üzerinden hesaplama yapan bilirkişi raporuna itibar edilmesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 500.00.-YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy