(1086 S. K. m. 432)
Dava Ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Afyonkarahisar Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12.04.2005 tarih ve 2003/659-2005/66 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S.Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete kullandırdığı altyapı hizmetlerinden dolayı sözleşmeye dayalı ödenmeyen toplam 32.220.423.491 TL. alacağının bulunduğunu ıslah dilekçesinde ileri sürerek bu meblağın temerrüt faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, Şebekeler arası İrtibat ve İşbirliği Anlaşmasından doğan alacak istemine ilişkindir.
Karardan sonra taraflar arasında harici bir sulh sözleşmesi düzenlenmiş olup, bu husus temyiz dilekçesinde ileri sürülmüş ve sulh sözleşmesinin bir örneği de eklenmiştir.
Bu itibarla, sulh sözleşmesinin karardan sonra düzenlenmiş olduğu anlaşılmakla ve mahkemece karar verilerek dosyadan el çekilmekle, 11.04.1940 gün ve 70 sayılı İ.B.K.'nda belirtildiği üzere hükümden sonra ortaya çıkan ve esas hükmün temyiz yoluyla incelenmesine engel olan bir durum karşısında keyfiyetin mahalli mahkemesince tetkik ve karara bağlanması gerektiğinden, tarafların hukuki durumlarının sulh sözleşmesi hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi ve ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi için, hükmün öncelikle bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Hüküm, davacı vekili tarafından katılma yolu ile temyiz edilmiş olup, temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydı yapılmadığı gibi, temyiz harcı da yatırılmamış, dilekçe 10 günlük yasal süre geçtikten sonra da havale ettirilmiştir. Bu durumda, süresinde yapılmış bir temyiz başvurusu bulunmadığından, HUMK.'nun 432/4'üncü maddesi uyarınca davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulmasına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine, alınmadığı anlaşılan 12.20 YTL. temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 04.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy