(AİHS m. 6) (2709 S. K. m. 36, 125) (4686 S. K. m. 10, 15) (1086 S. K. m. 530) (406 S. K. m. 10)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 21. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.12.2004 tarih ve 2004/115 - 2004/574 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 06.03.2007 gününde davacı avukatları O... Ağaoğlu ve M... Korkmazer ile davalı avukatı A... Yaman Işık gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Y... Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının 14.03.2002 günlü kararı ile 27.04.1998 tarihli sözleşmeyle kendisine GSM Pan Avrupa mobil telefon sisteminin kurulması ve işletilmesi imtiyazına ilişkin lisans verilen müvekkiline ulusal dolaşım (roaming) yükümlülüğü doğduğundan söz edilerek bu yönde sözleşme imzalaması için (30) gün süre verilerek haksız muaraza çıkarılması üzerine müvekkilince lisans sözleşmesine ek tahkim şartı uyarınca Uluslararası Ticaret Odası (ICC) nezdinde 11.04.2002 tarihinde tahkim davası açıldığını, Tahkim Heyeti'nin 23.01.2004 tarihli kararı ile yetkisizlik nedeniyle ve oy çokluğu ile davanın reddine karar verildiğini, bu kararın 4686 sayılı Kanun'un 10/b, 15/(A)-1(d), A/2-b maddelerine aykırı olduğu gibi hak arama özgürlüğünü de ortadan kaldırdığını, çoğunluk kararının gerekçe içermediğini ileri sürerek, anılan kararın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, mübrez delillere göre, Uluslararası Tahkim Divanı'nın karar verme süresini 03.01.2003 tarihli oturumunda 31.01.2004 tarihine ertelediği, 23.01.2004 tarihinde 1 yıllık süre içerisinde verilen kararın HUMK. nun 530 ve 4686 sayılı Kanunu uyarınca uyuşmazlığın özüne yönelik olması nedeniyle davacının hak arama özgürlüğünün ve yargılama görevinden kaçınmanın söz konusu olmadığı, 4686 sayılı Kanun'un 15 nci maddesinde öngörülen iptal nedenlerinin bulunmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı ile Ulaştırma Bakanlığı arasında 27.04.1998 tarihinden itibaren (25) yıl süre için imzalanan ve daha sonra davalı kurumla 12.02.2002 tarihinde yenilenen GSM Pan-Avrupa Mobil Telefon Sisteminin Kurulması ve İşletilmesi ile ilgili Lisans Verilmesine İlişkin İmtiyaz Sözleşmesi'nin ICC Kurallarına göre tahkim şartını öngören 51 inci maddesine dayanılarak 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu hükümleri uyarınca davalının 14.03.2002 tarihli yazısı ile davacıdan 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu'nun 4502 sayılı Kanun ile değişik 10/6 maddesiyle düzenlenen roaming (dolaşım) sözleşmesinin 30 gün içerisinde nomine edilen dava dışı bir şirketle imzalanmasının istenilmesinin taraflar arasındaki sözleşmenin 35 inci maddesine aykırı olduğu iddiası ile açılan tahkim davasının oyçokluğu ile reddine dair verilen 23.01.2004 gün ve 12085/DK sayılı kararının 4686 sayılı Kanun'un 15 nci maddesi gereğince iptali istemine ilişkindir.
Uluslararası Ticaret Odası'nın Uluslararası Ticaret Mahkemesi'nin seçtiği başkan ve tarafların seçtiği hakemlerle oluşan kurulun anılan kararı ile davalı kurumun davacıdan roaming sözleşmesi imzalaması direktifi verdiği 14.02.2002 tarihli yazının lisans sözleşmesinin 10 ve 35 inci maddelerini ihlal etmediği, tahkim kurulunun yargı yetkisinin bulunmadığı sonucuna varılmış bulunmaktadır.
Tahkim davası açan davacı tarafça, sözleşmenin roaming'e ilişkin 35 inci maddesi hükmü karşısında davalı kurumun 14.03.2002 gün ve 4280-2279 sayılı yazısı ile dava dışı İş-Tim A.Ş. veya başka bir GSM işletmecisiyle roaming anlaşması imzalamaya zorlayamayacağı, yazıda bildirilen (30) gün içerisinde roaming sözleşmesinin imzalanmaması halinde davacıya herhangi bir yaptırım uygulanamayacağı yolunda karar verilmesi talep olunmuştur.
Sözleşmenin 51 inci maddesi hükmü ile taraflarca sözleşmenin kapsamı, uygulanması ve feshi ile ilgili konularda çıkan uyuşmazlığın Lisans Koordinasyon Kurulu nezdinde veya doğrudan görüşmelerle çözülememesi halinde Uluslararası Ticaret Odası'nın tahkim kuralları (ICC Kuralları) çerçevesinde seçilecek (3) hakem tarafından tahkim yoluyla çözüme bağlanacağı kabul edilmiştir.
Aynı sözleşmenin 35 inci maddesinde ise, davacı işletmecinin ulusal roaming yapabilmek amacıyla Türkiye'deki diğer lisanslı GSM şebekeleriyle sözleşme yapabileceği, anlaşma ve ekonomik koşulların imzadan önce görüşü alınmak üzere (davalı) kuruma sunulacağı öngörülmüştür.
Davacı tarafça, anılan hakem heyeti tarafından, uyuşmazlığın sözleşmeden kaynaklanmaması nedeniyle yargı yetkisinin bulunmadığı gerekçe gösterilerek tahkim davasının reddinin 4686 sayılı Kanun'un 15 inci maddesinin A/1-c ve d bentlerine aykırı olduğu, A/2-6 bendinde belirtilen biçimde kamu düzenine aykırılık taşıdığı, Anayasa'nın 36 ncı maddesi ile İnsan Haklarının Korunmasına Dair Avrupa Konvansiyonu'nun 6 ncı maddesindeki hak arama özgürlüğünü ortadan kardırdığı ve davacının Anayasa'nın 125 nci maddesine 4686 sayılı Kanun ile eklenen düzenlemesi kapsamında sahip bulunduğu uluslararası tahkime başvuru hakkından yararlanmasının engellendiği iddia edilerek verilen kararın iptali istenilmiştir.
Lisans Sözleşmesi'nin 35 inci maddesiyle roaming anlaşması hususunun düzenlenmiş olması ve davalı kurumun anılan yazısı ile de 406 sayılı Kanun'un değişik 10/6 ncı maddesi hükmü uyarınca davacıdan (30) gün içerisinde adı belirtilen bir GSM şirketiyle bu konuda sözleşme yapılmasının istenmesi üzerine davacı işletmeci tarafından sözleşme hükmüne nazaran roaming anlaşmasına zorlanamayacakları, işletmecinin böyle bir sözleşme yapmakta inisiyatif ve tercih hakkına sahip olduğu öne sürülerek, çıkarılan muarazanın giderilmesi istemiyle açtığı davanın tahkim şartına ilişkin 51 nci maddesi hükmüne göre oluşturulan tahkim heyetinin yargı yetkisine girdiği, uyuşmazlığın sözleşmenin kapsamında kaldığı ve sözleşmenin uygulanmasından kaynaklandığının kabulü zorunludur. Hakem heyeti çoğunluğunun aksi gerekçeye dayalı kararı isabetsizdir.
Bu bakımdan, süresi içerisinde açılan tahkim davası sonunda verilen kararın iptali isteminin 4686 sayılı Kanun hükümlerine göre değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 500,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)