(1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Elmalı Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.09.2004 tarih ve 1999/73-2004/348 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı bankada bulunan vadeli hesabından kendisinin bilgisi dışında para çekildiğini ileri sürerek, 1.426.000.000.TL.nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının hesabının vadesiz olup, yatırım hesabı da bulunduğunu, davacının işlemlerinin bazılarının kendisi bir kısmını da eski mensupları Selahattin Sarıkaya tarafından yapıldığını, anılan personelin işlemlerin iç mevzuata uygun olmaması nedeniyle iş akdinin sona erdirildiğini, davacının yapılan tüm işlemlerin bilgisi dahilinde olduğuna dair ibraname vermiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, davacının ilk olarak bankanın kusursuz sorumluluğuna dayalı olarak davasını açtığı, davacının imzasını ikrar ettiği belge ile hesabına ait tüm işlemlerin kendi bilgisi dahilinde yapıldığını, hesap bakiyelerine bir itirazının olmadığını beyanının davalının sorumluluğunu kaldıracak nitelikte vazgeçme iradesini yansıttığı, davanın açılmasından önce belgenin varlığını ve içeriğini bilebilecek durumda olan davacının sonradan dayandığı hile iddiasının iddianın değiştirilmesi ve genişletilmesi niteliğinde olduğu, davalının buna muvafakat etmediği, davacının iradesinin fesada uğratıldığı iddiasının bu davada dinlenemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacının davalı bankadaki mevduat hesabından bilgisi haricinde para çekildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Davacının 29.01.1999 tarihli ibranamedeki imzanın kendisinden hile ile alınmış olduğuna ilişkin iddiası mahkemece iddianın genişletilmesi olarak yorumlanmış ise de, anılan ibranamenin davalı tarafından cevap dilekçesinde savunma olarak ileri sürüldüğü, bu ibranameye karşı davacının beyanlarının iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi niteliğinde kabul edilmesi mümkün değildir.
Bunun yanında, 29.01.1999 tarihli belge içerik itibariyle davacının davalı banka şubesindeki hesap hareketleri hakkında bilgi sahibi olduğuna ilişkin olması nedeniyle şubeye hitaben yazılması gerekirken, belgenin banka genel müdürlüğü muhatap alınarak yazılmış olması düşündürücü olup, davacı tanıklarının ifadelerinde yer alan banka müdürünün genel müdürlükçe hesap incelemesi için bu belgenin düzenlendiğine ilişkin beyanları ile örtüşerek davacının bu şekilde bir belge verme iradesi olmadığını göstermektedir. Kaldı ki, banka personelinin yaptığı işlemler nedeniyle yürütülen ceza yargılamasında işlemi şikayet eden davacının bu kez bankaya böyle bir ibraname vermesi de hayatın olağan akışına uygun değildir.
O halde mahkemece, davacının hesap hareketleri ve bankada yapılan işlemler incelenerek, yapılan ödemelere ilişkin dekontlardaki imzalar ile dava konusu fişler altındaki imzanın aynı kişiye ait olup olmadığının tespiti açısından uzman kişiden rapor alınması ve davacının bizzat yaptığı işlemler sırasında bilgisi dışında yapılan işlemler varsa bunlardan haberdar olmuş sayılacağının da dikkate alınarak davacının icazet sayılabilecek işlemleri olup olmadığının değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy