(6762 S. K. m. 324, 434, 436)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 07.06.2005 tarih ve 2002/608 - 2005/541 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M.P.Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olup, davalı şirketten 100.000 Amerikan Doları alacaklı olduğunu, bu hususun olağan genel kurula sunulan bilançoda ortaklara olan borçlar kısmında yer aldığım, davalı şirketin 30.10.2001tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında şirketin sermayesinin 75.000.000.000.- TL zararının ise 243.957.908.963.-TL olduğunun ifade edildiğini, müvekkilini temsilen toplantıya katılan vekilinin şirketin TTK' nun 324. maddesine göre hareket etmesini, gereken tedbirlerin vakit geçirilmeden alınmasını istediğini, ancak yönetim kurulunun TTK'nun 324. maddesinde zikredilen hususları yerine getirmekten kaçındığını ileri sürerek anılan nedenlerle TTK' nun 436 ve 434. maddeleri uyarınca davalı şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, şirket ortağının TTK'un 324 ve 434. maddeleri uyarınca mahkemeden fesih talep edemeyeceğini, davacının bu talebinin feshin tespiti olarak yorumlanması durumunda yeni yönetim kuruluna 324. maddesinde öngörülen ara bilançoyu hazırlayarak gereken kararların alınması için genel kurulu toplantıya çağırması yönünde makul süre tanınmasını, davacının TTK'nun 436. maddesi uyarınca talep hakkının doğmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre anonim şirket ortaklarının ortaklığın münfesih olduğunun tespitini isteyebilecekleri, ortaklığın feshini istemelerinin mümkün bulunmadığı gerekçesiyle açılan fesih davasının reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirketin sermayesinin 75.000.000.000.- TL, zararının ise 243.957.908.963.-TL olduğu, buna rağmen TTK'nun 324. maddesindeki hususların yerine getirilmediği iddiasıyla aynı kanunun 434 ve 436. maddelerine dayalı olarak şirketin feshi istemine ilişkindir. Davacı Y., davalı şirketin ortağı bulunduğunu ve aynı zamanda şirkete borç para vermiş olması nedeniyle şirketten alacaklı olduğunu ileri sürerek şirketin feshini istemektedir. Mahkemece davacının davalı şirketin ortağı olması nedeniyle şirketin feshini isteyemeyeceği, ancak şirket münfesih duruma düşmüşse bunun tespitini isteyebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysaki davacı şirketten alacaklı olduğunu da belirterek davada TTK 436. maddesine de dayanmaktadır. Söz konusu maddede, şirket alacaklılarının esas sermayesinin üçte ikisini kaybeden şirketin feshini dava edebilecekleri düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemece davacının şirketten alacaklı olduğu yönündeki iddiası üzerinde durularak şirketten alacaklı olduğunun belirlenmesi halinde TTK'nun 436. maddesine dayandırdığı fesih isteminin yerinde olup olmadığının anılan madde uyarınca değerlendirilerek sonucuna göre hüküm tesis edilmesi gerekirken davacının bu yöndeki iddiaları ile anılan 436. maddesi hükmü üzerinde durulmadan yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy