(1086 S. K. m. 9, 22, 23, 348)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 12. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 18.04.2005 tarih ve 2004/143-2005/207 sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava HUMK. nun 3494 sayılı kanunla değişik 348/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş C. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, İstanbul Laleli'de bulunan davalı THK.'na ait taşınmazı 1985 yılında kira sözleşmesi ile 22 yıllığına kiraladıklarını, müvekkili şirketin eski ortağı tarafından verilen tahliye taahhüdü nedeniyle haksız olarak mahkeme kararı ile tahliye edildiklerini, tahliye taahhüdünün iptal edildiğini, tahliye kararına karşı yargılamanın iadesi davası açtıklarını, tahliye nedeniyle uğradıkları zararın giderilmesi gerektiğini ileri sürerek tahliye edilen yerin aynen iadesine, aksi halde şimdilik 100 milyar TL maddi 20 milyar TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı THK. vekili, müvekkili kurumun genel merkezinin Ankara'da bulunduğunu, kira sözleşmesinde yetkili mahkemenin Ankara Mahkemeleri olduğunu, tazminat isteminin haksız olduğunu savunarak davanın öncelikle yetki yönünden ve esas yönden reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesine konu kiralanandan haksız tahliye nedeniyle aynen işde ve uğranılan zararın tazmini davasının kira sözleşmesinin 15. maddesine göre Ankara Mahkemeleri'nde görülmesi gerektiği kanaatine varılarak mahkemenin yetkisizliğine, dosyanın talep halinde yetkili Nöbetçi Ankara Asliye Ticaret mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, haksız tahliye nedeniyle kiralananın aynen iadesi aksi halde maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, mahkemenin yetkili olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Anayasa hükmü gereği, mahkemelerin yetkileri kanunla düzenlenir ve hiç kimse kanunen yetkili olduğu mahkemeden başka bir mahkeme önüne çıkarılamaz. HUMK. nun 9. maddesi, tersine bir yasa hükmü olmadıkça, her davanın, dava açıldığı tarihte davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde görüleceğini hükme bağlamıştır. Bu hükme göre, genel yetkili mahkeme, dava açıldığı tarihte davalının yerleşim yeri mahkemesidir. HUMK. 9/II uyarınca davalıların birden fazla olması halinde; dava bunlardan birinin ikametgahında açılabilir ve ikametgahından başka bir yerde dava açılan davalılar mahkemenin yetkisine itiraz edemez. Bu durum genel yetkili mahkeme için geçerlidir ve iki istisnası vardır. Birincisi, ortak yetkili mahkeme bulunmasıdır ki, kanunda dava sebebine göre davanın tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belli edilmiş ise davaya o mahkemede bakılır. İkincisi ise, davanın sırf davalılardan birini kendi mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açılmasıdır. Bu durumda, o davalı hakkında yetkisizlik kararı verilir. Ayrıca, HUMK. nun 22. maddesi gereğince, davacı ile davalılardan biri arasında yetki sözleşmesi varsa, davacı bu yetki sözleşmesi ile kararlaştırılan yerde diğer davalılara karşı dava açamaz. Taraflar, kira sözleşmesine yetki şartı koyarak kanunen yetkili mahkeme dışında bir mahkemeyi yetkili kılabilirlerse de, yetki sözleşmesi ile kanunen yetkili olan mahkemelerin yetkisi ortadan kaldırılamaz.
Somut olayda, davalı sayısı birden fazladır. O halde dava, bunlardan birinin ikametgahında açılabilir. Davalılardan Rasim Aslan'ın ikametgahının İstanbul olması karşısında mahkemece, anılan hususlar tartışılmaksızın, yetkisizlik kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Öte yandan, davalı THK. ile davacılardan Göksel. A.Ş arasında düzenlenen 16.05.1985 tarihli Kira Sözleşmesinin 15. maddesi gereğince kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların Ankara mahkemelerinde çözümleneceği kararlaştırılmıştır. Davalılardan THK. vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde, öncelikle yetki itirazında bulunulmuştur. Diğer davalılar ise davalı kurumun genel başkanı ve yönetim kurulu üyeleri olup, kasten ve kötüniyetle davacılara verilen zararın tazmini ve kiralananın iadesi istemiyle açılan davaya cevap vermemişlerdir. Bu halde HUMK. 23. maddesi gereğince davayı inkar etmiş ve mahkemenin yetkisini de kabul etmiş sayılmaları gerekirken, mahkemece, ilk itirazlardan olup, davaya cevap süresi içinde bulunulması gereken yetki itirazında bulunmayan davalılar bakımından da, salt kira sözleşmesinden kaynaklanan yetki şartı nedeniyle yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, davacılardan Loytaş A.Ş. kira sözleşmesinin tarafı değildir. Bu nedenle taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesinin yetki şartına ilişkin hükmünün bu davacı bakımından da bağlayıcı olduğunun düşünülmesi yanlış olmuştur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy