(CMR m. 23, 29) (6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 07.07.2005 tarih ve 2003/208-2005/513 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.03.2007 gününde davacı avukatı Asuman Gülen Ç. ile davalı avukatı Kaan K. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe A. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, T.Sınai Kalkınma Bankası'na ait muhtelif dikey şişe soğutma tesisi emtiasının müvekkili şirkete nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı olup emtianın İtalya'dan Türkiye'ye nakliyesinin davalının maliki olduğu araç ile gerçekleştirildiğini, varma yerinde emtianın hasarlandığının tespit edildiğini ileri sürerek, müvekkilince sigortalısına ödenen 73.000 Euro'nun tahsil tarihindeki TL. karşılığının dava tarihinden itibaren yabancı paralara uygulanan en yüksek faiz oranında faiziyle birlikte rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu hasarın 12.12.2003 tarihinde meydana geldiğini, hasar ile ilgili ekspertiz incelemesinin 24.12.2003 tarihinde müvekkili şirket yetkilisinin yokluğunda yapıldığını, mal bedelinin yarısı kadar hasar olduğu iddiasının fahiş ve kabul edilebilir bir bedel olmadığını, bu miktarda hasar olduğu iddiasının yükleme ve ambalaj hatası olduğunu düşündürdüğünü savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı şirkete sigortalı emtianın taşıyıcı olan davalı şirkete İtalya'da noksansız ve sağlam durumda teslim olunarak 2 adet Tır ile davalı sorumluluğunda taşındığı, hasarın emtianın taşınması sırasında yolda taşıyana ait araçlara arkadan çarpma sonucu meydana geldiği, hasarın kötü ve kusurlu ambalaj ile yükleme ve istifleme hatasında doğmadığı, meydana gelen hasardan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, 72.000 Euro'nun tahsil tarihindeki TL. karşılığının dava tarihinden itibaren yıllık %5 faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin ambalaj yetersizliği ve yükleme hatasına yönelik temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacı şirkete nakliyat sigorta poliçesiyle sigortalı emtianın, davalı taşıma şirketi tarafından kara yolu ile taşındığı sırasında, emtiada meydana gelen hasar nedeniyle, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Taşımanın tarihi ve güzergahı itibariyle uyuşmazlığa CMR Konvansiyon hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Taşıyıcının azami sorumluluğu CMR Konvansiyonu'nun 23. maddesinde düzenlenmiş olup, sorumluluğun sınırlandırılması imkanının kaybı, Konvansiyon'un 29. maddesinde hüküm altına alınmıştır. Bu maddeye göre, Hasar, taşımacının kendi kötü hareketinden veya davaya bakan mahkemenin kararı ile isteyerek kötü harekete eşdeğer sayılan kusurundan ileri gelmiş ise taşımacı, sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan yahutta kanıt yükünü karşı tarafa yükleyen bu maddenin hükümlerinden yararlanamaz. Bilerek kötü hareket veya kusur taşımacının vekil veya çalışanları tarafından görevleri sırasında işlenmiş ise, aynı hüküm uygulanır. Ağır kusur halinin söz konusu olmaması halinde ise, tazminat hesabında CMR. nin 23. maddesinde yazılı sınırlı sorumluluk ilkesi göz önünde bulundurulmalıdır.
Mahkemece, dava konusu taşımada davalı taşıyıcının sorumluluğu bu ilkelere göre belirlendikten sonra, taşınan yükte meydana gelen hasarın tümünden mi, yoksa sınırlı sorumluluk esasına göre hesap edilecek miktar üzerinden mi davalının sorumlu olacağı tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu konuda bir değerlendirme yapılmadan, ağır kusur halinde sorumlu olunacak miktar üzerinden davalının sorumlu tutulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 500,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy