(6762 S. K. m. 1264, 1283) (4721 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 14.04.2005 tarih ve 2003/237-2005/176 sayılı kararın Yargıtay incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.03.2007 gününde davacı avukatı Sema Selçuk ile davalı avukatı A.Taylan Acar gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, Jandarma Genel Komutanlığı'nın ihtiyacı olan hastane malzemesinin yurt dışından ithal edildiğini, emtianın taşıma rizikolarına karşı davalı yanca sigorta güvencesi verilmiş olmasına rağmen, satıcı firma ve sigorta eksperi gözetiminde yapılan incelemede emtianın 396.116.-DM'lık kısmının taşıma sırasında hasarlı olduğunun belirlendiğini, müvekkilinin satıcı firmaya satım bedelini tam olarak ödemiş olması nedeniyle hasarlı mal bedeli kadar zararının davalı yanca tazmin edilmediğini ileri sürerek, fazlası saklı tutularak şimdilik 202.503.29.-'nun zararın doğumu tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, hasarın ambalaj ve yükleme hakkından kaynaklandığını zira, üreticiden hasarsız olarak alınan malzemenin THY.'na ait kargo uçağı niteliği olmayan tarifeli yolcu uçağı ile taşındığını, yükleme sırasında uçağın kapı girişi ve kargo bölümü dar olduğundan orijinal ambalajlarının havaalanında söküldüğünü, malzemelerin palet üzerinde olanların paletlerinin çıkarıldığını, orijinal köpük ve kartondan oluşan ambalajlarının söküldüğünü, oluşan hasarın büyük bölümünün boya çiziklerinden ibaret olduğunu ve onarımının da 20.000.000.000.-TL'na malolabileceğinin tespit edildiğini, fonksiyon bozukluğu bulunmadığını, bu hususu davacının da kendi tutanağı ile kabul ve beyan ettiğini, aynı hususun mahkemece yapılan tespitte de belirlendiğini, bu belirleme çerçevesinde 20.000.000.000.-TL'nin davacıya ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, dava konusu emtia hasarının tam hasar niteliğinde olmadığı, malzemelerdeki muhtelif çizik, ezik, boya çizilmesi, tekerlek kilitleme pedal kırıklığı hasarının malzemenin fonksiyonlarını yerine getirme özelliğini ortadan kaldırmadığı, TTK. nun 1283. maddesi gereğince kısmi hasarlardan ancak gerçek zararın tazmininin istenebileceği, emredici bu hükme nazaran poliçe genel şartnamesinin 6.4.2 nolu maddesindeki hasarlı malzemenin tam bedelinin sigortacı tarafından tazmin edileceğine ilişkin düzenlemenin amir hükme aykırı ve sebepsiz zenginleşmeye neden olacak bir düzenleme olmakla geçersiz olduğu, o halde davacının isteyebileceği gerçek zararın KDV dahil 23.600.000.000.-TL olduğu, poliçe genel koşulları 6.3. maddesi gereğince zararın yabancı para üzerinden istenebileceği, davalının 20.000.000.000.-TL'nı 25.12.2002 tarihinde ödediği ve bu tarihteki kura göre karşılığının 11.697.- olduğu, oysa temerrüt tarihi olan 09.09.2002 tarihinden itibaren işlemiş faizi ile birlikte KDV'li tutarın 15.002.- olması gerektiği gerekçesiyle bakiye zarar tutarı 3.305.-'nun 25.12.2002 tarihinden itibaren döviz faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, TTK. nun 1283. maddesi gereğince davacının ancak gerçek zararını isteyebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Yanlar arasındaki sigorta sözleşmesinin genel koşullarının 6.3. maddesi ile, sigortalının kısmı veya tam hasarlı malzemenin onarımını kabul etmemesi halinde hasarlı malzeme bedelinin tamamının sigorta şirketince tazmin edileceği benimsenmiştir.
TTK. nun 1264. maddesinin 3.fıkrası gereğince amir hüküm niteliğindeki 1283. maddesine göre sigortacının sorumluluğu sigortalının gerçek zararı ile sınırlandırılmış ise de, bu hüküm, sigorta genel ve özel koşulları ile sigortalı aleyhine sonuç doğuracak hükümler konulamayacağına ilişkin bir hüküm olup, sigortalı yararına düzenleme içeren genel ve özel koşullara imkan veren bir hükümdür.
O halde, poliçe genel koşullarının 6.3. maddesi düzenlemesi sigortalı lehine bir düzenleme olduğundan TTK. nun 1283. maddesine aykırı bir düzenleme değildir. Mahkemece davacının tam tazminat isteminin reddi bu nedenle doğru değildir. Ancak, kısmen hasarlı olup, işlevini yerine getiren sigortalı emtianın davalı sigorta şirketine terk edilmeksizin tam tazminat talebinde bulunulması MK. nun 2. maddesine aykırı olduğu gibi, sigortalı açısından nedensiz zenginleşme sonucunu da doğuracağı bir gerçektir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek davacının talebinin değerlendirilmesi gerekir iken, TTK. nun 1283. maddesine yanlış bir anlam verilerek hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 500,00.-YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy