(818 S. K. m. 49) (556 S. KHK. m. 71)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Sarayönü Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 22.09.2004 tarih ve 2001/184 - 2004/146 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı şirket müdürü, şirketinin dava dışı İpragaz'ın ana bayii ve Anadolugaz'ın tali bayii olduğunu, davalı şirketin ise haksız rekabette bulunarak bu markalı tüpleri doldurup sattığını ve şirketinin bu eylemlerden zarar gördüğünü ileri sürerek, haksız rekabet ve marka haklarına tecavüzün tespiti ve önlenmesini, tüplerin toplatılmasını ve imhasını ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere, 2.000.000.000.-TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı şirket ortakları ile kardeş olduğunu, bir süre öncesine kadar beraber çalıştıklarını, sonra kendisinin ayrıldığını, aralarındaki anlaşmaya göre tüplerin müvekkiline verildiğini, haksız rekabette bulunmadıklarını, tüplerin önceden kaldığını ve müvekkilinin ilgili şirketlerle bayilik sözleşmesi yapmak üzere olduğu için tüpleri deposunda bulundurduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile haksız rekabet ve markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesine, yargılama sırasında 11.01.2002'de davacı şirketin bayilik sözleşmesinin feshedildiği gerekçesiyle, tüplerin toplatılması ve imhası istemleri ile BK.nun 49 uncu maddesindeki unsurlar oluşmadığından manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı şirketi temsilen şirket müdürü temyiz etmiştir.
1- Dava, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi ve buna bağlı diğer istemlere ilişkindir.
Tarafların iddia ve savunması dikkate alındığında, uyuşmazlığa 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinin de uygulanması gerekmekte olup, mahkemece de böyle yapılmıştır.
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun, 20.11.2003 tarih ve 537 sayılı, 5846 sayılı Kanun ile 551, 554, 555, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'lerden kaynaklanan hukuk davaları için ve Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kurulmayan yerlerde, bir ticaret mahkemesi varsa bu mahkemenin, birden fazla ticaret mahkemesi varsa eşit tevzi suretiyle ticaret mahkemelerinin, müstakil ticaret mahkemesi olmayıp, bir ve iki nolu Asliye Hukuk Mahkemesi varsa 1 numaralı birden fazla Asliye Hukuk Mahkemesi varsa 3 numaralı Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin kararına göre, mahkemece, görevsizlik kararı verilmiştir.
Ancak, karardan sonra, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin, 22.06.2004 tarih ve 5194 sayılı Yasa ile değiştirilen 71 inci maddesi hükmüne göre, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerinin ihtisas mahkemeleri olduğu, bu mahkemelerin tek hakimli olarak görev yapacağı hükme bağlanmıştır. Ayrıca, bu mahkemelerden hangilerinin ihtisas mahkemeleri olarak görevlendirileceğini ve bu mahkemelerin yargı çevresini Adalet Bakanlığı'nın teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun belirleyeceği düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye uygun olarak, mahkemenin kararından sonra, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun, 16.09.2004 tarih ve 396 sayılı kararı ve daha sonra alınan ve halen yürürlükte olan 24.03.2005 tarih ve 188 sayılı kararı ile anılan Kanun Hükmünde Kararnamelere ilişkin davalar bakımından, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kurulmayan yerlerde, Asliye Ticaret Mahkemesi kurulmuş olup olmamasına bakılmaksızın, bir ya da iki asliye hukuk mahkemesi olan yerlerde bir numaralı asliye hukuk mahkemesi, ikiden fazla asliye hukuk mahkemesi olan yerlerde 3 numaralı asliye hukuk mahkemesi görevlendirilmiş, bu mahkemelerin yargı çevresinin adli yargı adalet komisyonlarının merkez ve mülhakatları olan ilçeleri kapsadığı da belirtilmiştir.
Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenmiş olup, görev kuralları, kamu düzenine ilişkindir ve temyiz dahil, yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınır. İhtisas Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, görev ilişkisidir.
Bu durumda, göreve ilişkin açıklanan son düzenleme gereğince, mahkemenin bağlı bulunduğu Konya Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'ne dosyanın gönderilmesi için görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, esasa ilişkin karar verilmesi doğru olmamış ve bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı temsilcisinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı şirket temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy