(6762 S. K. m. 274) (5584 S. K. m. 59) (Posta Tüz. m. 3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye B.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 07.07.2005 tarih ve 2005/76 - 2005/403 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F. Y. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra, işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müfettiş raporu ile davalı şirketin kamu düzenine aykırı işlem ve faaliyette bulunduğunun saptandığını, Posta Yasası'na aykırı faaliyette bulunduğunun çeşitli yargı kararları ile sabit olduğunu ileri sürerek, TTK' nun 274'üncü maddesi gereğince davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının taraf ehliyeti olmadığını, davanın dayanağı olan posta tekeli ihlalinin daha önce PTT Genel Müdürlüğü tarafından dava konusu edildiğini ve davanın reddedildiğini, şirketin faaliyet alanının, posta tekeli dışında ürünlerin adrese teslimi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, TTK' nun 274/2'nci maddesi gereğince bakanlığa fesih davası açma hakkı verilmiş ise de; Posta Kanunu'nun 59'uncu maddesinde tekele aykırı hareket edenler hakkında düzenlenen müeyyideler arasında şirketin feshinin düzenlenmediği, ayrıca tekele aykırı hareketin TTK'nun 274/2'nci maddesi kapsamında da kabul edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalı şirketin TTK' nun 274/2'nci maddesi uyarınca feshi istemine ilişkindir.
Mahkemece, bilirkişi raporunda belirtilen görüş doğrultusunda Posta Kanunu'nun 59'uncu maddesinde posta tekeline aykırı davranmanın yaptırımlarının açıklandığı, bunların içinde şirketin feshinin istenilebileceği hususunda bir düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dilekçesinde davacı olarak Maliye Bakanlığı gösterilmiş ise de, davacı Hazine vekili tarafından verilen 31.03.2005 günlü cevaba cevap dilekçesinde bu yanlışlığın maddi hatadan kaynaklandığı Hazine vekillerinin Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nı da temsile yetkili olduğunu belirterek, düzetme isteminde bulunmuş ve mahkemece 12.05.2005 günlü ara kararıyla davalı vekilinin aktif dava ehliyeti yönünden yapmış olduğu itirazların HUMK'nun 80'nci maddesi uyarınca reddedilmiş olmasına rağmen karar başlığında davacı olarak Maliye Bakanlığı'nın gösterilmemiş olması maddi hata niteliğinde olduğundan, sonuca etkili görülmemiştir.
TTK' nun 274/2'nci maddesine göre Kanuna, esas sözleşme hükümlerine veya kamu düzenine aykırı işlemler ve faaliyetlerde bulunduğu anlaşılan şirketler aleyhine özel kanunlardaki hükmüler saklı kalmak kaydıyla Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nca fesih davası açılabilir. Davalı şirketin ana sözleşmesinin 3.1 'inci maddesi uyarınca, şirket her türlü posta tekeli dışında kalan şeylerin adrese teslim ve dağıtım işlerini yapmak veya yaptırmak faaliyetinde bulunacaktır. Yine 5584 sayılı Posta Kanunu'nun 2'nci maddesinde ve Posta Tüzüğü'nün 3'üncü maddesinde posta tekeline tabi gönderilerin neleri kapsadığı açıklandığı gibi, aynı yasa, tüzük ve Posta İşletmesi Ana Statüsünde açık ve kapalı mektuplar ile posta kartlarını kabul etme, taşıma ve dağıtım hakkı PTT Genel Müdürlüğü'ne tekel olarak verilmiş, davalının posta tekeline aykırı davrandığı çeşitli mahkeme kararlarıyla saptanmıştır. Bu imtiyaz niteliğindeki hakkın verilmesinin amacı, haberleşme özgürlüğü ve gizliliğinin vatandaşlar bakımından disiplin içerisinde gerçekleştirilmesi olduğu, konunun kamu düzenine ilişkin bulunduğu açıktır.
Davalı şirket bu düzenlemelere rağmen posta tekeline aykırı davrandığı gerekçesiyle çeşitli hukuk ve ceza mahkemesi kararıyla mahkum olmuş, gazetelerde ve web sayfasında mahkum olduğu posta dağıtım biçimine devam edeceğini belirtir şekilde açıklamalarda bulunmuş, giderek bu tavrı ile bir imtiyaz olarak Posta İşletmesi'ne sağlanan tekel hakkına yasal düzenleme ve ana sözleşmesine rağmen ısrarla karşı koyarak, hukuk dışı davranışı sürdürmüş böylece bu davranışı TTK'nun 274/2'nci maddesinde belirtilen kamu düzenine aykırı faaliyetler biçimine dönüşmüştür. Bu itibarla mahkemece davanın kabulü yerine yazılı gerekçeyle davanın reddi yerinde görülmemiş, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 25.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy