(2675 S. K. m. 37)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Yalvaç Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 08.07.2005 tarih ve 2004/435-2005/135 sayılı kararın Yargıtay incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.03.2007 gününde davacı avukatı Cavit Öztürk ile davalı avukatı İsmail Akyürek gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, tarafların 1985 yılında Tır nakliyeciliği işi için şirket kurmaya karar verdiklerini ve bu iş için 50.000.-Riyal'in davalıya ödendiğini, ancak sonradan arada anlaşmazlık çıkması nedeniyle ortaklığın bitirilip 23.10.1988 tarihli sözleşmeyi imzaladıklarını, sözleşme gereğince ortak olarak işletilen tırın davaya ait olduğu belirtilmesine rağmen tırın teslim edilmediğini, bu konuda Suudi Arabistan Mahkemesi'nde açılan dava sonucunda 1.617.500.- Suud Riyali'nin tahsiline karar verildiğini ileri sürerek, Riyad Mahkemesi kararının tenfizi ile kararda belirtilen tutarın davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında mahkeme kararlarının tenfizi konusunda anlaşma bulunmadığını, tarafların Türk Vatandaşı olması nedeniyle Türk hukukunun uygulanmadığı kararın tenfizinin mümkün olmadığını, Suudi Arabistan'da yabancıların mal sahibi olmasının mümkün olmadığından tarafların aktif/pasif dava ehliyeti bulunmadığını, davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığını savunarak reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, tenfizi talep edilen Riyad Mahkemesi kararının MÖHUK.nun 37. maddesi gereğince kesinleştiğini gösterir aslı ve yabancı ülke yetkili makamları tarafından onaylanmış tercümesinin verilen sürede davacı yanca itiraz edilemediği, yabancı mahkeme kararında hüküm altına alınan konunun infazı sağlayacak şekilde açık olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve ülkemiz ile Suudi Arabistan arasında mahkeme kararlarının tenfizi konusunda herhangi bir anlaşma veya fiili uygulamasının bulunmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, takdir edilen 500.00.-YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.90.-YTL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 15.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy