(556 S. KHK. m. 61, 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17.03.2005 tarih ve 2003/18-2005/161 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, Bel-Ko ibaresinin müvekkili tarafından kömür ticaretinde kullanılmak üzere tescil edilen bir marka olup yasal koruma altında bulunduğunu, aynı zamanda Ankara Büyükşehir Belediyesi mücavir alanı içerisinde kömür satışı ve dağıtımı yapma yetkisinin müvekkili şirkete ve birkaç özel şirkete verildiğini, davalının broşür bastırıp dağıtarak kendilerini Bel-Ko olarak tanıttıklarını, davalının müvekkilinin tescilli markasını kullanmak suretiyle kalitesiz kömürü ithal Bel-Ko kömürü diye sattığını ileri sürerek davalının müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiğinin tespitine ve 35.000.000.000 TL'nin 556 sayılı KHK'nin 67. madde uyarınca makul bir pay da eklenerek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacının markasını kendisinin taklit etmediğini, Paşa Özel adlı bir şahsın yanında çalıştığı sırada bu şahsın kendisi adına telefon hattı alarak bu telefon hattı ile Bel-Ko markasını kullandığını, kendisinin ticari işle iştigal etmediğini, olaylarla bir ilgisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre el ilanlarının davalı tarafından bastırılıp dağıtıldığı, davalının Bel-Ko markalı kömür satışı yaptığı veya bir başkasının gerçekleştirdiği tecavüz fiiline iştirak veya yardımının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tescilli markaya tecavüzün tespiti ile tazminat istemlerine ilişkindir. Davalı Cevdet Kaya yaptığı savunmada, Paşa Özel'in yanında çalıştığı sırada bu şahsın kendisinin adına telefon hattı bağlattığını ve bu telefonu Belko markasının taklidi eyleminde kullandığını, kendisinin davaya konu marka taklit eylemleriyle bir ilgisinin bulunmadığını belirtmiştir. Taklit markanın tanıtımına ilişkin olarak bastırılmış bulunan el ilanlarında yer alan telefon numarasının dosyada mevcut yazı ve belgelere göre 29.08.2003 tarihinden itibaren davalı adına kayıtlı bulunduğu ve başvuruda bulunanın davalı Cevdet Kaya olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda davalının taklit kömür satışı eyleminden dolayı gıyabi tutuklu olarak yargılanan Paşa Özel'in yanında çalıştığı, davacı adına tescilli bulunan markanın basılı olduğu ilanlarda yer alan telefon numarasının davalıya ait bulunduğu ve bu telefon numarasına ait hattın bizzat davalının başvurusu üzerine bağladığı, abonelik sözleşmesinin davalı ile yapılmış olduğu, başvuru formuna göre ayrıntılı fatura düzenlenmesini istediğinin anlaşılmasına göre belirlenen bu olgular karşısında davalının yanında çalıştığı Paşa Özel'in eylemlerinden ve telefonunun markaya taklit eylemlerinde kullanıldığından haberdar olmadığı yönündeki savunması inandırıcı değildir. Davalının ceza davasında delil yetersizliğinden beraat etmiş olduğu da göz önüne alındığında davalının 556 sayılı KHK'nin 61/e maddesi uyarınca marka hakkına tecavüzde bulunduğunun kabulü ile yargılamanın bu doğrultuda sürdürülerek davacının istemlerinin değerlendirilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy