(6762 S. K. m. 56)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kayseri Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.07.2005 tarih ve 2004/1002-2005/500 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20.03.2007 gününde davalılar avukatı Yılmaz Özpamukçu gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalılarca müvekkilinin tescilli marka ve unvanına tecavüzde bulunularak aynı konuda faaliyet gösterdiklerini ileri sürerek, davalı şirket unvanındaki Referans ibaresinin kullanımının önlenmesini, iptalini ve maddi-manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiş, tazminat talebinden daha sonra vazgeçmiştir.
Davalılar vekili, şirket dışındaki müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, ilgili hak-düşürücü süre ve zamanaşımının dolduğunu, iltibas bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece, davalılardan Selma Karagöz ve Canan Halıcı'ya husumet yöneltilemeyeceği, davalı şirket unvanının Reform Tan. Ve Tıb. Lab. San. Tic. Ltd. Şti. olarak değiştirilmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığı, ancak davanın açılmasına neden olan davalı şirketin yargılama giderleri ve maktu vekalet ücreti ile sorumlu olduğu gerekçesiyle anılan davalılara yönelik davanın husumetten reddine, tazminat isteminin feragat nedeniyle reddine, konusu dava açıldıktan sonra ortadan kalkan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, davalının ticaret unvanındaki Referans ibaresinin davanın devamı sırasında Reform olarak değiştirilerek bu değişikliğin tescil ve ilan edilmesi nedeniyle anılan sözcüğün davalının ticaret unvanından silinmesi istemi konusuz kalmış ise de, davalı şirketin değiştirdiği ismi yeniden kullanarak haksız rekabete devam etme ihtimaline karşı davacının davalı tarafın hukuka aykırı eylemlerini önleyici bir ilamla yasaklatma engelleme olanağı elde etmekte hukuki bir yararı bulunduğu dikkate alınarak haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi isteminin kabulü gerekirken, davacının tescilli marka ve ticaret unvanına yönelik haksız rekabeti önleme ve şikayet haklarını ortadan kaldıracak biçimde yazılı olduğu gibi hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu yön bakımından davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentteki nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, davacı taraf vekille temsil edilmediğinden duruşma vekillik ücretinin takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy