(657 S. K. m. 164) (818 S. K. m. 158)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 11.05.2005 tarih ve 2003/1242-2005/312 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı Bakanlığa bağlı Müdürlük arasında, kurum personel maaş ve ücretlerinin müvekkili aracılığı ile ödenmesi hususunda 08.02.2001 tarihli protokol ve protokol eki taahhütname imzalandığını, protokolün 6. maddesinde protokolün haksız feshi halinde cezai şart ödeneceğinin ve taahhütnamenin 2. maddesinde ise, kuruma bağış olarak verilen bilgisayarın geri alınacağının kararlaştırıldığını, müvekkilinin edimini yerine getirdiği halde davalının protokolü tek taraflı olarak feshettiğini, protokolden kaynaklanan borcun ödenmesi için gönderdikleri ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, 1.782.722.500.-TL cezai şart bedelinin 15.10.2003 tarihinden itibaren %180 temerrüt faizi ile ve davalıya verilen bilgisayarın aynen iadesini bu mümkün olmadığı taktirde 500.760.000.-TL.nın %375 temerrüt faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hiçbir devlet memurunun devleti borç altına sokacak sözleşme yapma yetkisine sahip olmadığını, bakanlıktan izin ve onay alınmadan yapılan sözleşmenin geçerli olmadığını, idarenin pasif husumetinin bulunmadığını, doğumu ve mevcudiyeti asıl borcun doğumu ve geçerliliğine bağlı cezai şartın ve bağış olarak verilen meblağın geri alınmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı kurumun sözleşmeyi haksız olarak feshettiği, davacının cezai şart talep edebileceği ancak sözleşme süresinin bitimine dört ay kala yapılan fesih nedeniyle tenkis gerektiği, hibe edilen bilgisayarında iadesi gerektiği sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile 198.080.278.-TL cezai şart alacağının 16.11.2003 tarihinden itibaren %180 faizi ile davalıdan tahsiline, bilgisayarın iadesine mümkün olmadığı taktirde bedeli olan 500.760.000.-TL.nın reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve düzenlenen protokol kapsamında davaya konu bilgisayarın davalı kurum tarafından davacı bankadan teslim alınıp kullanıldığının belirlenmiş bulunmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-) Dava; davalı bakanlığa bağlı bölge müdürlüğünün personel maaş ve ücretlerinin davacı banka aracılığı ile ödenmesine ilişkin yapılan protokol ve taahhütname uyarınca cezai şart ve yapılan bağışın iadesi istemine ilişkindir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 527 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 164 üncü maddesi ile bu madde kapsamındaki personelin her türlü özlük haklarının ve tahakkuk işlemlerinin belli merkezlerden yapılabilmesi ve ödemelerin bankacılık sistemi aracılığı ile gerçekleştirilmesi için gerekli düzenlemeleri yapmaya ve gerekli tedbirleri almaya Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır. Maliye Bakanlığı'na tanınan bu yetkinin uygulanmasına yönelik çıkarılan tebliğler tahakkuk daireleri ve bankaları bağlayıcı nitelikte olup, uyuşmazlığa uygulanacak tebliğlerde kamu kurumlarını borçlandıracak taahhütname imzalanması ve bağış alınması konusunda hüküm bulunmamaktadır. Kaldı ki hiçbir devlet memurunun devleti yükümlülük altına sokacak sözleşme imzalamaya yetkileri bulunmayıp, tahakkuk dairelerinin sadece maaşların bankacılık sistemi üzerinden ödenmesini temin amacıyla sözleşme yapmayı yetkileri bulunmaktadır. Bu durumda, aksi doğrultuda yapılmış olan sözleşmelerdeki cezai şart hükümlerinin geçerliliği bulunmayıp, bu nitelikteki sözleşmeler sadece imzalayan kişilerin kişisel sorumluluklarını gerektirmektedir.
O halde somut olayda davalı bakanlığa bağlı Antalya 4 nolu Donatım Bölge Müdürlüğü ile davacı banka arasında düzenlenen protokoldeki cezai şart niteliğindeki hükümlerin geçerliliği bulunmayıp, davacı vekilinin cezai şarta yönelik talebinin reddi gerekirken yazılı olduğu şekilde kısmen kabul kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
3-) Bozma sebep ve kapsamına göre davacı banka vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı banka vekilinin temyiz itirazlarının incelenmemesine, 15.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy